All posts tagged: #zeynepkoçak

Ercan Aktaş: OHAL ve Bir Vicdani Retçinin Hikâyesi

Vicdani Retçi Ercan Jan Aktaş ile Zeynep Koçak, OHAL’in vicdani reddini açıklayan kişiler üzerindeki etkileri hakkında sohbet etti. Türkiye’de aslında bir hak olarak Anayasa’da sunulan vicdani reddin etkileri ve vicdani reddini açıklayanların başına gelenler, gün geçtikçe daha da ağırlaşırken, 15 Temmuz 2016’dan bu yana süregelen OHAL ile vicdani ret davaları çok daha kritik bir dönemece girdi. Artık sanırım aylar, bir süredir başka şeyler hatırlatmaya başladı bize. Eylül’ü yeni geçtik, 6-7 Eylül’ü bir yandan, 12 Eylül’ü diğer yandan, 10 Eylül Altan kardeşlerin tutuklanma kararı derken Cumhuriyet Davası’nın duruşmaları eylül ayında görüldü. Temmuz da bu aylardan biri sanırım, 20 Temmuz 2015’te, Türkiye’yi tekrar savaş iklimine sokan Suruç Katliamı’nı takip eden, 24 Temmuz 2015 tarihli savaşa girme karar, derken bir sene sonrasında, 15 Temmuz 2016 tarihinde devlet ile ilişimizi baştan ayağı yeniden yazan, “adı nasıl konulursa konulsun” darbe, derken bu sene 26 Temmuz’da Ahmet Şık’ın “İtham ediyorum!” savunması. Daha önce Türkiye’de vicdani retçi olmak ve yasal düzenlemeler hakkında sohbet ettiğimiz, kendisi de Paris’te yaşayan vicdani retçi Ercan Jan Aktaş ile bu sefer de, OHAL’in vicdani ret hakkı ve vicdani retçi olarak …

Marjinal bir hukuk terimi: Linç -2

  Modern Hukukun Çatlağı Hukukun ne olduğuyla ilgili 1800’lerin sonunda başlamış, ilk kez Malinowski’nin alan araştırmasına çıkıp zorunlu olarak iki sene kalmasının sonundaki gözlemleriyle çıkan “Hukuk gerçekten nedir?” başlıklı tartışmayı kısaca anlatacağım. Bu tartışma ilginç bir yerde durmaktadır, özellikle antropoloji ile hukukun, antropolog ile hukukçunun çok az tanık olunacak kesişmelerinin ilki olduğu için. Hart, Hukuk Kavramı kitabına aynı soruyu sorarak başlar: Hukuk nedir? İlkel hukuk Hart’ın hukuk tanımında yerini bulamamaktadır, öyle ki ilkellerin hukukunun hukuk olup olmadığı ikilemi bile oldukça önemsizdir. Hukukun özü ve doğasıyla ilgili bir cevap verilecekse, bu ancak ve ancak yasa, mahkemeler ve merkezi olarak örgütlenmiş yaptırımlar olabilir —ki ilkel hukukta bu tip bir merkezi otoritenin gücüne bağlı bir yaptırım mevcut değildir.[1] Gelenekler (custom) bir hukuk sistemi sayılmaz, tıpkı halkın düzensiz, merkezi bir otoriteye bağlı olmaksızın gerçekleştirdiği yaptırımlar gibi. Bunun karşılığında Fuller hukuku, toplum olma halinin bir parçası olarak görür. Ona göre Hart’ın mahkemelere, otoriteye ve yasalara verdiği önem, hukukun otonomisini yüceltmekten başka bir şey değildir. Hukuk çok geniş bir çerçevede anlaşılmalıdır ve eğer toplumsal bağlamdan koparılırsa, kendisini desteklemekten eksik kalan bir …