All posts filed under: Sanat

Ölümlülerin Maskeleri: Nedir Yani bu Cosplay?

Elif Özkaya – İstanbul @the_doublewalker “Gözüm beyaz!” “Biz deli değiliz!” “Profesör oldum!” Elimizde gazetenin hafta sonu eki, şok olmuş halde bu “patlatılmış” ara başlıklara bakıyorduk. Ana akım medyadan dürüstlük, etik bekleyecek kimseler değildik hiçbirimiz. Ama yine de hakim olduğumuz bir konuda, karşı tarafın ricası üstüne, olabildiğince sarih ve içten şekilde söylediğimiz iki paragraf lafın arasından bunların cımbızlanacağını ve bağlamlarından kopunca yaratacakları absürt etkiyi hiçbirimiz beklemiyorduk. Hâlbuki her şey ne güzel başlamıştı. Uluslararası bir kostüm yarışmasının elemelerine katılmaya karar vermiş, bin bir zorlukla karşılaşıp zaman daralınca umutsuzluğa kapılarak yapmaktan vazgeçtiğim, son dakikada annemin desteğiyle bitirdiğim kostümümle kaderime sanki Hollywood’un mutlu son değneği değmişçesine elemeyi geçip yarışmaya katılma hakkı kazanmış, bu başarımla ana akım medyanın ilgisine mazhar olmuştum. Anlattıklarım benimle hobim “cosplay” konusunda röportaj yapmak isteyen muhabiri görünüşte o kadar alakalandırmıştı ki, görüşlerini ve görüntülerini alarak içeriği çeşitlendirmesine ve röportajı bir dosya konusu haline getirmesine yardımcı olacak benim gibi başkaları olup olmadığını sormuştu. Türkiye’nin (o zamanlar şimdikinden de) küçük cosplay camiasının aklı başında ve ağzı laf yapan simaları derhal kendisine yönlendirildi. Arkadaşlarımın, meşhur gazetenin şık binasında iyi …

Neriman Polat: Sanatta ifade özgürlüğünden bahsetmek imkânsız!

“Sanat baskıya boyun eğmez, direnir, umudum bu.”   Neriman Polat, Türkiye’de çağdaş sanatın önemli isimlerinden. Ulusal ve uluslararası alanlarda sergilenen fotoğraf, video ve enstalasyon üreten Polat’ı, gerek Depo’daki sergileriyle, gerek Hafriyat Grubu üyeliğiyle, gerekse de sanatında işlediği güncel ve hayatın ana damarlarına dokunan konularıyla, ama öncelikle aktivist bir kadın sanatçı olmasıyla tanıyoruz. Ben ise Neriman Hoca’yı ta on iki yaşından, benim resim öğretmenim olduğu zamandan tanıyorum. Hoca dediğime bakmayın, böyle demem çocukluktan kalanı yad eden, başka bir arkadaşlık biçimi… Gezi Parkı’nda eylemler sırasında karşılaştığımızda, gözleri parlayarak şöyle demişti: Öğrencilerimi burada bulmak kadar güzel ne olabilir! Her zamanki samimiyeti, tatlılığı ve dürüstlüğüyle, sanat-iktidar ilişkisi ve oto-sansür üzerine sorularımı cevapladı…   Hocam, sanatın ve sanatta ifade özgürlüğünün, on yıl önceyle kıyasla bugün geldiği noktayı nasıl görüyorsunuz? İfade özgürlüğümüz on yıl öncesine kıyasla çok kötü durumda. 10 önce üretilen işler bugüne göre çok daha cesur ve risk alan işler idi, bugün çok daha uslu işler üretilmekte. Hem devlet baskısı hem de sanat piyasasının satış merkezli baskısı sanat üretimlerini yönlendiriyor. Ayrıca bilumum şeyden suç yaratıldığı bir dönemde, sanatta ifade özgürlüğünden …

Didem Dayı: En nihayetinde insan kendisi ile yaşıyor, aynaya bakabilmek gerek…

Bugün sanatçıların, yazarların, düşünürlerin üretimlerinin daha çok izlendiği, muhalif olana karşı daha sert tavır takınıldığı bir gerçek. Didem Dayı, lisans eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nde, Yüksek Lisans ve Sanatta Yeterliliğini de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde tamamlamış. 2014’ün şubat ayında doçentlik unvanını almış. Dördü kişisel olmak üzere, ulusal ve uluslararası birçok sergisi yapıldı. Tasarımcı ve sanatçı, kadın ve akademisyen. Olduğu gibi yaşıyor, yaşadığı gibi oluyor.. 7 Şubat 2017 KHK’sıyla ihraç edildi. İstanbul’daki Dayanışma Akademisi’nin kuruluşunda yer alıyor. Yaşadıklarını ve kendi sürecini konuştuk… Öncelikle malum soruyla başlayalım. KHK ile başınızdan geçen ve belki de hala geçmeyen bu süreci biraz anlatabilir misiniz… Arkadaşlarımızın, çevremizin tecrübeleri ortaklaştıkça belki de mücadele alanında daha güçleniyoruz, bunu paylaşmak açısından… Süreç oldukça uzun aslında. Tam bir sene boyunca özellikle başlarda oldukça tehdit altında ve yalnız hissetim. Kocaeli Üniversitesinde gözaltı olduğu gün okula gitmeden arkadaşlarımı aradığımı ve bölüm başkanımı arayarak çağırdığımı hatırlıyorum. İsimlerimizin ifşa edilmesi nedeni ile bazı akademisyenler sıkıntı yaşadığında (isimlerimiz ve fakültelerimiz kampüse afiş yapılarak asılmıştı) öğrencilerin başımda nöbet tutmaya niyetlendiklerini hatırlıyorum. Güzel Sanatlar Fakültesinde …