All posts filed under: Hukuk

Marjinal bir hukuk terimi: Linç -3

    Hukukun Yetersizliği mi, Hukukun Koruması mı? Bir başka taraftan düşünelim bu sefer: Linçin karanlık tarafında bulunan bu eylemlerin bir diğer tarafı da devletin bu linçleri desteklemesi. Olmaz ya, yine farazi bir devlet düşünün. Yazarların, çizerlerin, entelektüellerin dini ya da etnik sebeplerle, komutanların ve “toplumsal liderlerin” önderliğinde hareket eden büyük bir kalabalık tarafından bir otele sıkıştırıldığını ve yakılarak infaz edildiğini düşünün. Bu olayın devlet tarafından uzun yıllar boyunca yargılanmadığını, yargılamaların sürekli yarım kaldığını ve sonuçta zamanaşımından davaların düştüğünü farz edin. Yine olmaz ya, devletin büyük bir kentinde yaşayan azınlığın, yine devlet organları ve devlet büyükleri tarafından yönlendirilerek mahalleleri basan büyük bir kitle tarafından barbarca yok edildiğini, göçe, sürgüne zorlandığını aklınıza getirin. Bunlar da gelmiyorsa gözünüzün önüne, “Ruşvaş Çayı içenlere ölüm!” diye bağırarak mitinglerde seyirci ve taraftar kitlesine ilmek atabilen bir parti başkanı hayal edin. Linç bu hallerde, şiddet tekelini elinde bulundurma iddiasındaki devlet tarafından bir yönetim ve sosyal düzen aracı olarak kullanılmaktadır. Devlet dediğimiz kurumun ne de olsa bir hesap verilebilirliği mümkündür –en azından biz öyle tahayyül etmek istiyoruz– ve işte, böylesi bir araç …

Marjinal bir hukuk terimi: Linç -2

  Modern Hukukun Çatlağı Hukukun ne olduğuyla ilgili 1800’lerin sonunda başlamış, ilk kez Malinowski’nin alan araştırmasına çıkıp zorunlu olarak iki sene kalmasının sonundaki gözlemleriyle çıkan “Hukuk gerçekten nedir?” başlıklı tartışmayı kısaca anlatacağım. Bu tartışma ilginç bir yerde durmaktadır, özellikle antropoloji ile hukukun, antropolog ile hukukçunun çok az tanık olunacak kesişmelerinin ilki olduğu için. Hart, Hukuk Kavramı kitabına aynı soruyu sorarak başlar: Hukuk nedir? İlkel hukuk Hart’ın hukuk tanımında yerini bulamamaktadır, öyle ki ilkellerin hukukunun hukuk olup olmadığı ikilemi bile oldukça önemsizdir. Hukukun özü ve doğasıyla ilgili bir cevap verilecekse, bu ancak ve ancak yasa, mahkemeler ve merkezi olarak örgütlenmiş yaptırımlar olabilir —ki ilkel hukukta bu tip bir merkezi otoritenin gücüne bağlı bir yaptırım mevcut değildir.[1] Gelenekler (custom) bir hukuk sistemi sayılmaz, tıpkı halkın düzensiz, merkezi bir otoriteye bağlı olmaksızın gerçekleştirdiği yaptırımlar gibi. Bunun karşılığında Fuller hukuku, toplum olma halinin bir parçası olarak görür. Ona göre Hart’ın mahkemelere, otoriteye ve yasalara verdiği önem, hukukun otonomisini yüceltmekten başka bir şey değildir. Hukuk çok geniş bir çerçevede anlaşılmalıdır ve eğer toplumsal bağlamdan koparılırsa, kendisini desteklemekten eksik kalan bir …

Marjinal bir hukuk terimi: Linç

Çoklukların ilginç ve çoğunlukla tek taraflı bir tarihsel öyküsü vardır. Kişilerin ve devletlerin tarihlerinin yanında, Foucault’nun sessiz kalabalıkları, özellikle söz konusu bilim alanı hukuk olduğunda pek de ön planda olmadı. Söz edildiği zaman da, hep –belirli– bir ideolojinin metodolojik aracı olarak kullanıldı. Halk denilen bu meşum varlık, devletin, erkin, zorbanın korkunç pratiklerine karşı haklı olarak ayaklandı; bazen haklarını alabildi, bazen alamadı. Ölenler kahraman ilan edildi, isimleri kalplere yazıldı. 2000’den beri hâkim görüş artık bir şeylerin değiştiği yönündeydi: Artık kalabalıklar varlıklarını eylem ile, hak arayışı ile, haklı bir mücadele ile göstermeye sonunda başlamıştı. Tiananmen’den Syntagma’ya, Zucotti’den Gezi’ye artık kalabalıklar kendisinin farkına varmıştı. Hardt ve Negri’nin çokluk yüceltmesindeki serbest piyasadan elini eteğini çekmiş, yeni bir kişi öneren ütopyasındaki Hobbes düşmanı olarak anlatılan Spinoza’dan bahsedilirken bile DeWitt kardeşlerin ölümünden sonra kendi kapısının önüne “Hepiniz barbarsınız!” yazdığı anlatılmadı. Sighele ve Tarde’ın suçlu kalabalıkları, Scottsboro’da beyaz bir kadına tecavüz suçlamasıyla asılan yedi masum çocuğu haklı çıkartacak bir teori geliştirmedi. Ortega y Gasset’ten ve Le Bon’dan bugüne kokan, eğitimsiz, çiftçi kalabalıklardan herkesi kucaklama iddiasındaki kitlelerin haklı mücadelesine geliverdik. Kalabalık hareketleri birçok …