5 Search Results for: Ayten Karabulut

KaralıYorum: Kimiz Biz?

Ayten Karabulut Kimiz biz, nereye evriliyoruz, neye dönüşüyoruz? Herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde bir ‘’İMDAT’’ çığlığı duysak kulaklarımızı tıkayan, gördüğü bir suça şahitlik edemeyecek kadar ağzı kapalı, trafikte bir kaza görsek kafamızı çevirip görmezden gelen üç maymunuz diyeceğim ama maymunların kabahati yok! Güvenimiz yok; hiç kimseye, hiç bir şeye… Korkuyoruz da bir o kadar… Yolda otostop çeken gençleri arabamıza alamayacak ya da otostop çekemeyecek kadar… Malum çok fazla tecavüz, cinayet ya da hırsızlık haberi duyuyoruz ve maalesef, korkmaya sebebimiz hayli çok! Komşu evden kadın çığlıkları gelse çıkıp kapıyı çalıp yardım etmeyecek ya da polisi aramayacak kadar… Malum o kadın evine geri gönderilecek ve o adamın öfkesiyle bu kez biz karşı karşıya kalacağız! Yolda bir kaza olsa durup müdahale edemeyecek ya da ambulansı aramayacak kadar… Biliyoruz ki hastanelerde, karakollarda ömrümüz çürüyecek ve durduğumuza pişman edileceğiz! Biri diğerini sokak ortasında bıçaklasa, kurşunlasa, yumruklasa, taciz etse durum yine aynı… Şahitlik başa bela, mahkemelerde sürüneceğiz! Açlıktan ölen bir çocuk bizden yiyecek bir şeyler istese ondan bile korkuyoruz. Ya da kucağında bebeği ile yardım isteyen bir anneden… Daha ne …

KaralıYorum: Tabiatın kanser hücreleri ‘’İnsanlar’’!

Ayten Karabulut Ortalama 70 yıllık bir yaşam süreci olan bu hücreler, tabiatın şeklini, işleyişini, yapısını, yaşamını gayet ustaca bozmakta ve yavaş yavaş yok etmektedir. Hızla çoğalan bu hücrelerin vereceği zararların haddi hesabı yoktur. 15 milyar yıl önce Bing Bang (Büyük Patlama) ile oluşan evrendeki doğumu sonrasında 5 milyar yıl önce meydana gelen dünya kütlesi üzerindeki yerini 3,7 milyar yıl önce alan tabiat ana, son 202.000 yıl öncesine kadar gayet sağlıklı bir yaşam sürdürmekteydi. M.Ö. 200.000’ li yıllarda kaptığı ‘’Homo Sapiens’’ virüsü başlarda tabiatın yaşam sistemine ayak uydurmakta ve zararsız görünmekteydi. Günden güne çoğalmaya ve kendini güçlendirmeye başlayan bu hücreler avlanmaya başlamaları sonrasında tabiattan çalmaya başladılar. Her geçen gün zekice ve sinsice gelişerek 500.000 yıl önce modernleşmeye başladılar, bugünlere geldiler ve sayıları 7,5 milyara ulaştı. Tabiatta sadece %1,5-2’lik orana sahip olan bu virüs türü, zevk için öldürmeleri, zevk için beslenmeleri ve tabiatı yıkıma uğratıp betonlaştırmalarıyla bilinir ve sahip oldukları orana nazaran tabiatın en ölümcül canlılarıdır. Sert mi oldu? Durun dahası var! Keyifleri için hiçbir tadı olmadığı halde Köpek Balıklarını avlar, yüzgeçlerini keser ve okyanusa geri atarak …

KaralıYorum: İtiraz Ediyorum!

Ayten Karabulut İtiraz ediyorum! Bugünlerde baktım da, aslında edemiyoruz. Kabul ediyoruz, kanıksıyoruz, makulleştiriyoruz, alışıyoruz, unutuyoruz, affediyoruz ya da benimsiyoruz… ‘’HAYIR’’ desek birileri bizi öldürecek, durduracak, alıkoyacak ya da hapsedecekmiş gibi hissediyoruz. Tecavüze uğruyoruz; susuyor, utanıyor, unutmaya ve affetmeye çalışıyoruz. İtiraz ediyorum! Küfür yiyoruz; susuyor, utanıyor, unutmaya ve affetmeye çalışıyoruz. İtiraz ediyorum! Şiddet görüyoruz; susuyor, utanıyor, unutmaya ve affetmeye çalışıyoruz. İtiraz ediyorum! Kocalar veya sevgililer tarafından tehdit ediliyoruz, hatta öldürülüyoruz; susuyor, utanıyor, unutmaya ve affetmeye çalışıyoruz. İtiraz ediyorum! Babalar, dedeler, amcalar, dayılar, enişteler, öğretmenler, komşu amcalar tarafından çocuk yaşta taciz ediliyoruz; susuyor, utanıyor, unutmaya ve affetmeye çalışıyoruz. İtiraz ediyorum! Yöneticilerimiz tarafından sömürülüyor ve eziliyoruz, alanlarımız gasp ediliyor, haklarımız elimizden alınıyor; susuyor, utanıyor, unutmaya ve affetmeye çalışıyoruz. İtiraz ediyorum! Hayvanlar öldürülüyor, ağaçlar kesiliyor, ormanlar yok ediliyor; susuyor, utanıyor, unutmaya ve affetmeye çalışıyoruz. İtiraz ediyorum! Tanıdıklarımız ya da tanımadıklarımız haksız yere işlerinden, özgürlüklerinden ya da canlarından ediliyor; susuyor, utanıyor, unutmaya ve affetmeye çalışıyoruz. İtiraz ediyorum! Sustukça susuyoruz! İçimizdeki volkandan bihaber gömdükçe gömüyor, bastırdıkça bastırıyoruz. Çığlık atmak istiyoruz, HAYIR demek istiyoruz, itiraz ve isyan etmek istiyoruz, edemiyoruz… Edemedikçe içimizde …