Müzik, Röportaj, Türkçe
Leave a Comment

A.G.A Trio ile Hrant’ı anmak: Bu yükü hepimiz taşıyoruz.

Hüseyin Mete – Berlin

Aynı topraklarda yaşayan üç kültürü buluşturan A.G.A Trio’nun üyeleri ile yolculuklarını konuştuk. Grup üyeleri Deniz Mahir Kartal , Arsen Petrosyan  ve Mikail Yakut Armenia/Georgia/Anatolia sözcüklerinin baş harflerinden gruplarının isimlerini ortaya çıkarmış. A.G.A Trio, 19 Ocak 2020 akşamı Berlin’de, Hrant Dink’in 13. ölüm yıldönümü etkinlikleri kapsamında sahne aldı. AKEBİ ve Maksim Gorki Theater ortak çalışması olan etkinlik bir oturumla başladı. Hrant Dink Vakfı’ndan Zeynep Taşkın da bu oturumda konuşmacıydı.Devamında A.G.A Trio sahne aldı. Enstrümantal müzik yapan gruba konser öncesi kuliste Kopuntu için sorular sorduk.

Öncelikle A.G.A Trio’yu nereden başlatmak gerekir?

Mahir: Projenin başlaması; Hrant Dink Vakfı’nın bir araştırma projesi kapsamında benim Ermenistan’a gidip, ”Türkçeleştirilmiş Ermeni şarkılar”ı araştırmamla oldu.

Türkçeleştirilmiş Ermeni Şarkılar?

Mahir: Evet. Birinci Dünya savaşı sonrası yükselen milliyetçilik ve ırk üstünlüğü algısı ile Türkiye’de de özellikle 1950’li yıllardan itibaren azınlıkların ağırlıklı yaşadığı bölgelerde ”Türkçeleştirme” politikalarının yoğun olarak uygulanması bilinen bir gerçektir. Bu aynı zamanda kültür sanat alanında da oldukça sık görülmüştür. O dönemde yapılan derleme çalışmaları sırasında kaynakları gösterilmemiş ya da dilleri değiştirilmiş ve bu şekilde arşivlenmiş birçok eser var. Bazı melodileri mesela aşk şarkılarına dönüştürmeleri, sözlerini aslına uymayarak Türkçeleştirmeleri gibi dezenformasyonlarla karşılaşıyoruz. Genel olarak araştırmak istediğim de bu şarkıların neden yazıldığıydı, neden değiştirildiğini zaten biliyoruz.

Seni Hrant Dink Vakfı’nın projesine iten şey neydi?

Mahir: Hrant Dink Vakfı’nın internet sayfasında bu projeye denk geldim. Başvuru tarihinin bitmesine iki gün kadar az bir zaman vardı. İlanda Türkiye’den sanatçıların araştırma konuları uygun görüldüğü takdirde Ermenistan’a gitmeleri için destekleneceği yazıyordu. Ben de buna denk gelmeden kısa bir süre önce dinlediğim bir şarkının Ermenice olduğunu ve onun Türkçeleştirildiğini öğrendim. Acaba daha neler vardır diye merak ediyordum. Sonra bu projeyi görünce ‘Türkçeleştirilmiş Ermeni Şarkılar’ için başvuru yaptım. Arsen ile de bu vasıta ile tanıştık.

Peki müziğinizin Ermeni etnik kökene dayandığını söylemek doğru olur mu?

Mikail: Çıkış noktası Ermeni müzikleri olsa da; grubun oluşumuyla geldiğimiz noktada, Türk, Ermeni, ve Gürcü kültürünü kapsayan bir çalışmanın içindeyiz. Anadolu ve Transkafkasya diye adlandırdığımız bölgede çalışıyoruz. Bu nedenle, bir kültüre ağırlık vermekten ziyade buluşmadan bahsedebiliriz. Üç kültürün buluşmasından bahsedebiliriz.

Mahir: Aslında genel olarak bahsetmek istediğimiz; asimilasyona uğramış ya da özü unutulmuş ya da unutturulmuş eserleri hikayeleri ile tekrar sahneye taşımak ve dinleyiciye konser sonrası soru işaretleri bırakmak. Bu anlamda sadece Ermenice, Gürcüce değil konumuz. Mesela bu durumu Kürt müziği üzerinden de okuyabilirsiniz. Ya da genelde pek konuşmadığımız bir durum olarak; Azınlık müziklerinde de benzer durumlarla karşılaşıyoruz. Anadolu’daki hemen her etnik topluluğun giderek Türkleşmesi ve dillerinin Türkçeleştirilmesi durumu bu. Lazlar, Rumlar da benzer bir durumla karşı karşıya tabi

Özellikle amacınız bu üç kültürün, Türk, Ermeni ve Gürcü kültürlerinin buluşturulması mıydı? Ve neden?

Mahir: Çünkü; Arsen hala Ermenistan’da yaşayan bir Ermeni, Mikail Türkiye’de büyümüş ama Gürcistan asıllı, ben de bir Türk olarak bu grupta yer alıyorum. Dolayısıyla aramızda bir Kürt arkadaşımız da olsaydı, Kürtçe eserleri de ekleyebilirdik. Şu an bir Trioyuz ama Quartet olursak o coğrafyayı da çalışmak isteriz.

Anladığımız kadarıyla; A.G.A Trio arasına sınırlar çekilmiş üç dili, etnik müzikle birleştirmeyi amaçlıyor. Etnik müzik bunu başarabilir mi peki, sınırları kaldırabilir mi?

Mahir: Hangi sınırlar? (Gülüşmeler) Biz arada sınır görmüyoruz ki zaten. ”Sınır” dediğimiz şeyler özellikle son yüzyılda kağıt üzerinde çizilmiş bazı şekiller sadece. Ama bundan öncesine baktığımızda; bu halkların hep bir arada aynı yerde yaşayıp, aynı yemekleri yiyip, aynı türküleri söyleyip, aynı melodilerle dans edip, aynı oyunları oynadığını görüyoruz.

Bu temelde bizim amacımız da; müzik aracılığı ile tarihsel bir arşiv tutarak sınırsız bir dünyanın var olduğunu gösterebilmektir.

Arşiv çalışması ile tam olarak ne söylemek istiyorsun Mahir?

Mahir: Şu anda yaptığımız tam olarak otantik ezgileri bulup onları Akordeon, Kaval ve Duduk enstrümanlarına uyarlamak. Yeni ezgileri çalmıyoruz henüz, ya da kendi eserlerimizi çalmıyoruz. Anadolu ve Transkafkasya’da türemiş bu otantik eserleri de çeşitli arşivlerden edinebiliyoruz. Burada üç farklı kültürden gelmemizin de büyük yararını görüyoruz. Örnek verelim: Çaldığımız ”Naz Bar” adlı bir eserimiz var. Bu eser TRT repertuvarında Azerbaycan yöresine ait görünüyor. Ancak Arsen’le bu esere bakarken, Ermenistan Devlet Konservatuarı’nın arşivinde Alexander Alexanyan’a ait 110 sene önce yazılmış bir eser olduğunu gördük. Biz doğrudan arşivlemiyoruz ama arşiv karşılaştırması yapıyoruz. Doğru bilgiye ulaşabilmek ve aynı zamanda hikayeyi daha doğru anlatabilmek için.

Röportaja başlamadan önce Arsen’in mırıldandığı bir eser vardı. Biz bu eserin Türkçe versiyonunu dinleyerek büyümüştük. Sonrasında Ermenice olduğunu öğrendik. Ermeni müziğinde nefesli sazların ağırlıkta olduğu bir gerçek. Sanatçıları da tabi bu konudaki hünerleriyle kendilerini ortaya koyuyor. Bunun altında yatanlara bakarsak, neyle karşılaşırız?

Arsen: Ermeni kültüründe mistisizmin eskilere dayanan bir tarihi  var. Nefesli sazlara yönelmede bu büyük bir etken. Bunun yanında, tüm kültürlerde  olduğu gibi, insanın içinde yaşadığı doğayı taklit etme güdüsünü de saymalıyız. Doğal ortamlarında rüzgarın esintisi ile ses çıkaran  kamışları gören insanların bunu taklit etmesi söz konusu. Ana etken olarak bu ikisini sayabiliriz belki.

IMG_2864

“O kadar ortak şey var ki, ondan kaçman mümkün değil.”

Mikail sana dönecek olursak; ataların Transkafkasya da diyebileceğimiz bir bölgeden geliyor. A.G.A. Trio’dan önce Gürcüce müzik yapabiliyor muydun, ve anadilindeki bu müzikle, aynı bölgede yaşayan Anadolu Ermenilerinin müziklerini karşılaştırma olanağı buluyor muydun?

Mikail: Evet. Hem de özel bir karşılaştırma çabası olmadan. O kadar ortak şey var ki, ondan kaçman mümkün değil. Gözlerin bağlı yaşaman, kulaklarını tıkaman lazım kaçmak için. Benim için de öyleydi. Gürcü şarkısı diye bildiğin bir müzikle, Ermenilerin de dans ettiklerini görüyorsun. Türkiye’deyken en çok Gürcü müziğiyle iç içeydim. Bu müziği yaparken, başka birçok kültürden insanlarla olduğu gibi, Ermeni sanatçılarla da paylaşımlarımız oluyordu. Oralarda da bu imkan doğuyordu. Bu süreci şu anda trio ile de yaşamaya da devam ediyoruz aslında. Birimiz bir ezgiden bahsediyor, ”bizde de var, bizde de var…” Anadolu ve Transkafkasya dememizdeki haklılığı da burada görebiliyoruz. Müzik ve kültürün bütün alanlarında, milli sınırların ayıramadığı ortak bir yaşamı görebiliyoruz.

Yani tüm asimilasyon çabalarına karşı kendi kültürünü sürdüren direngen bir yan da var diyebiliriz.

Mikail: Evet var ama buradaki ayrımları da ortaya koymak gerekir. Ermenilere karşı uygulanan potilikalar ile Gürcülere karşı sergilenen tavır aynı değil. Gürcülerin bir bölümü Osmanlı işgali sonrası zaten Müslümanlaştırılmıştı. Daha sonrasında, bugünkü Anadolu topraklarına gelen Gürcülerin çoğu da bunlar oldu. Ancak Ermenilerin, hem dinen hem de dil ve kimlik olarak asimile edilmesi söz konusuydu.

Bugün de burada 13. yılında Hrant Dink’i anmak için sahne alacaksınız.1915 soykırım mıdır tartışmalarını hala sürdürmek zorunda kalırken; bugün, kızının da deyimiyle, İstanbul’un kaldırımında yatan Hrant Dink var. Müzik toplumsal travmalarımıza ses olabilir mi? Hrant’ın ayakkabısındaki delikten bizi tarihe götürüp yüzleştirebilir mi?

Arsen: Trajediler kanamaya devam ederler, yaşayanlar tarafından unutulmazlar. Fakat müzik aidiyetlerin üzerindedir. Yine de insanın trajedilerle başa çıkabilmesinin en iyi yollarından birisidir.

Mahir: Bu önemli sorunun şöyle bir yanı da var: Genel olarak tarihle yüzleşme konusu, hemen olabilecek bir şey değil. çaldığımız eserler yüz sene önceki eserler. Mesela Adana Ağıdı’nı çalıyoruz. Bu ağıt 1909’da Adana’da yaşanan felaketi anlatıyor. Ve biz bunu yüz sene sonra hala dile getiriyoruz. Hikaye unutulsa bile müzik onu yaşatmaya, hatırlatmaya, anlatmaya devam ediyor. Sadece sözler değil. Melodinin çıkış noktasında hissedebiliyorsun; orada bir acı var yani. O ses o acıdan geliyor. Herhangi bir enstrümanın deliğinden değil. Bu melodinin kaynağı o acı.

Hrant’ın ayakkabısındaki delikten tarihle yüzleşebilir miyiz konusu da böyle. O delik bugün açılmadı, bugüne ait değil. Yüzlerce senenin hikayesi o kara deliğin içinde zaten. O delik yüz yılın acılarıyla açıldı. 19 Ocak’tı, Hrant’ın vurulduğu tarih. Ben 20 Ocak 2007’den itibaren bu davanın takipçisiyim. Anmalarda da her zaman bulundum. Sonuçta bu vicdani bir şey. Bu yükü hepimiz taşıyoruz.

Hrant Dink son yazılarında bir güvercinin tedirginliği ile yaşadığını söylüyordu. Arsen; Ermeni bir sanatçı olarak bu güvercinin havalanabileceğinden umutlu musun?

Arsen: Hrant vurulduğunda ben küçük bir çocuktum. Bugün Hrant Dink’i anmak için bu gecenin düzenlenmesi, benim de buraya katılıyor olmam, umudun var olduğunu göstermeye yeterlidir.

Bizler diaspora, ya da Türkçe’sini kullanırsak, kopuntu olarak bugün buralardayız. Berlin’deyiz, Almanya’dayız, Avrupa’dayız… Yaptığınız müzikle aynı topraklardan kopup buraya gelen insanlarla nasıl buluşuyorsunuz, ne tür tepkiler alıyorsunuz?

Mikail: Kasım ayında bir turne gerçekleştirdik. Berlin de dahil, Almanya’nın beş şehrinde konser verdik. Konserler esnasında seyircimizle aramızda oluşan enerjiyi çok yoğun hissettik. Örneğin, Ermeni dinleyicilerin ağırlıklı katıldığı bir konserimizin sonrasında, Arsen’in etrafını neredeyse bir saat sarıp bırakmadılar. Hamburg’da mesela Gürcü bir kadın geldi. Birisinden duyarak gelmiş. Gözlerinin dolduğunu, böyle olacağını bilseydi tanıdıklarını getireceğini söylüyordu. Türkiye’den, azınlıklar konusunda hassasiyeti olan insanlar çokça katıldı konserlerimize. Onlardan da çok olumlu tepkiler alıyoruz.

Bunların yanında, Alman dinleyicilerimizin ilgisini de görüyoruz. Onlar da hem müzikal anlamda, hem de tarihsel arka plana ilgi gösteriyorlar.

Bizim ilk konserimizin başlığı ”Buluşma” idi. Şu anda da aynı şekilde devam ediyor. Etkinliklerimizde dinleyicilerimizle de buluşmaya devam ediyoruz.

A.G.A Trio yolculuğuna nasıl devam ediyor, bizi neler bekliyor?

Mahir: A.G.A Trio yakında bir albüm çıkarmayı hedefliyor. Çaldığımız repertuvardan bir albüm oluşturma düşüncemiz var. Mart ayında da yine bir Almanya turnemiz olacak.

19 Mart’ta Einbeck’te, 20 Mart’ta Münih’te, 21 Mart’ta Berlin’de ve 22 Mart’ta ise Heidelberg’te sahne alacağız.. Bunlar önümüzdeki somut planlarımız.

Henüz soyut olan bir hedefimiz ise; büyük bir gezi. Erivan’da, Tiflis’te ve İstanbul’da konser vermeyi çok istiyoruz. Bu üçgeni oluşturan şehirlerin şarkılarımızı her yönüyle sunabileceğimiz şehirler olduğunu düşünerek bunu planlıyoruz. Hep beraber Ararat’a çıkma düşüncemiz de var.

A.G.A Trio aslında daha kapsamlı bir düşüncenin parçası Bu proje bir Kürt arkadaşımızla, bir Yunan arkadaşımızla büyüyebilir.

Bu söylediklerini de yazacağız, başvurular gelebilir :))

Mahir: Gelsin tabii canım:))… Bizim ana noktamız; Anadolu ve Anadolu’nun çevresiyle müziksel ve kültürel etkileşimler üzerine. Bulgaristan, Yunanistan, Suriye, Irak, İran gibi hatta belki Kırım gibi, Özbekistan’a kadar bile gidebilecek yapıya sahip bir proje. Biz ortak ezgileri, herhangi bir milliyet aidiyeti vurgusu yapmadan, hatta bunun da yanlış olduğunu söyleyerek, bu değerlerin o topraklara ait olduğunu anlatmanın mücadelesini veriyoruz. A.G.A Trio’nun şimdiye kadar izlediği ve izlemeye devam edeceği yol budur.

Takip etmeye devam edeceğiz biz de. Teşekkür ederiz

A.G.A Trio: Biz teşekkür ederiz.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.