Makale
Leave a Comment

Ustanın ardından: „Siz hiç Ermeni oldunuz mu?“

Bedros Dağlıyan – İstanbul

5495113359_89e313b7f3_o.jpg

Fotoğraf: M T

 

Cemal Süreya’nın dediği gibi: „Sizin hiç babanız öldü mü?“ Ermenilerin sadece babası değil, ocağı da yandı bitti kül oldu. Belki de Turgut Uyar’ın kayayı delen inciridir o ocaktan çıkan kim bilir?

 

Ermenilik zor iştir canlar. Ermenilik: „Aman nefesimi kimse duymasın; hatta yok sayılayım da ailem rahat etsin bari.“ demektir bazen. Ermenilik baştan 2. sınıf vatandaş olmayı ve böyle sayılmayı kabul etmektir.

Siz bu durumlara bakarken hep kendiniz olarak bakıyorsunuz. Bir Ermeni olarak bakmaya görün. O saat, o dakika „ben ne kak yedim de Ermeni oldum?“ dersiniz. Kak ne mi? Kulağına söyleyeyim bari. Bildiğin boktur. Hani Ermeni, Alevi, Süryani, Rum’un burnunun kurtulmadığı…

Bir Ermeni suçlanmaya görsün. O saat, o dakika öldüğünün resmidir.

Ben yazıp çizerken kardeşlerim “Aman abi, sen yazıyorsun ama hadi kendini düşünmüyorsun ya ailen? Bizim de, senin de ailen var. Bu saatten sonra nereye gideriz, nasıl kaçarız senin başına bir şey geldiğinde?” dediklerinde, boynunu eğip susmak; hatta „Yazmayayım bari“demektir. Ailesinden, eşinden, çocuklarından hangi insan vaz geçebilir ki?

Ara Güler kendi soyadını bile mecburiyetten terk etmiştir ve asıl soyadı Dederyandır. Ailesi babasının memleketi olan Şebinkarahisar’ın özlemiyle göçüp gitmiştir. Bütün zanaatına rağmen var olmak demek; bazı şeylere yasaklara karşı çıkmamak demektir. Karşı çıktığında olacakları bilir çünkü. Yani, bir suç karşısında siz bir defa ceza alıyorsanız, Ermeni en az üç ceza alıyor demektir. Ara Güler’i suçlamak demek, onu Ermeni olarak anlamadığınızı gösterir.

Lise de, Üniversite de, arkadaşlar hep „Siz nereden geldiniz?“ diye sorup dururlardı. Onlara bilmedikleri için kızmazdım da alayla karışık “Biz hep buradaydık, siz geldiniz. Hoş geldiniz de, sahi nereden geldiniz?” diye cevaplardım.

Hrant Dink’in ettiği sözleri bir Müslüman etseydi, birkaç gün okşayıp bırakırlardı ama o katledildi! Her Ermeni, belki de çok ünlü olabilecekken, kendini isteyerek- bilerek geri plana alır. Bu mecburiyettendir. „Yeter ki ailemin başına bir şey gelmesin.“ yüzündendir.
Cenazesine katıldığımızı bilen birkaç müşterimiz sayesinde, mahallede kimse iş yerimize gelmez oldu. Niye? Ermeni olduğumuz için.

Bir Ermeni, Ara Güler’in bütün bunlara rağmen işi ile anılmasını ister: „ Onun bunun yalakası, Akp’ye yalakalık etti.“ gibi laflarla sadece varolmayan solculuğu taltif edebilirsiniz.

Bugün, Cumhuriyet şiirinde hatta Osmanlı şiirinde Ermeni şairleri bilerek yok sayılıp isimleri zikredilmiyorsa; şiir de yalandır zaten.

Doluyum kusura bakmayın.

Yoksa hiçbir Ermeni başına bir şeyler geleceğini hissetmese, hiçbir çakala eyvallah etmez. Oysa, bilir hatta hisseder bunu. Bilmese çocuğuna „aman dışarıda bana mama demeyin!“ oğlum ya da kızım diye tembihler yapmazdı. O kadar çok bunun tekrarını gördü ki bu gözler, ne söylesem eksiktir. Bildiri dağıttığımı gören o yaşlı Ermenilerin elime sarılışını görmediniz siz…”Aman Bedo can, bizi, gelip götürür bu dacikler sonra…”

Hrant öldükten sonra herkeste bir Ermeni hakkında yazı, öykü, şiir hatta roman yazma sevdası başladı. Şimdi de Ara Güler öldü ya. Bu sefer de Cumhurbaşkanının fotoğrafını çekti, diye karalama yazıları yazılmaya başlandı. Ya hu Ermenileri kendi hallerine bırakın. Bırakın da kendi mumumuzla yanmaya devam edelim.

Hoş başka yazacak bir şey bulamadığındandır bu taltif yazıları ya da karalamalar. Sen önce Ara Güler kadar ol da onu eleştir. Sana teklif etse topunla tüfeğinle koşarsın bilmez miyim? Ermeni para ediyor ya; karala ya da öv! Nasıl olsa para kazanmak garanti.

Bir de son söz olarak: Açın Ara Güler’in biyografisini okuyun! Yarısına gelmeden pes edeceğinize eminim. Onun yaptıklarının çeyreği size nasip olsa, gidip dışarıda keyfime bakarım diyeceğinizden de eminim.

Ara Güler, daha birçok Ermeni, Rum ya da Süryani halen döne dolaşa toprağım, vatanım diyorsa sevgisindendir.

Ermeniler; Ara Güler dahil, bütün zanaatkâr ve sanatçılarıyla gurur duyuyordur.

Kalın sağlıcakla.

Advertisements
This entry was posted in: Makale

by

We are sensitive. We are people who can internalize and express our encounters and experiences, and we all have different instruments of expression. We are people who generate and build meanings. We are people who have experience in producing culture from our clashes. We are academicians, artisans, craftspeople, artists, writers, illustrators, photographers, journalists, filmmakers, musicians, psychologists, it specialists, stallholders, lawyers, witnesses and sometimes accused, advertisers, students, doctors, hippies, athletes. We are everywhere, especially in Germany: we are in Australia, we are in Argentina, we are in Spain, we are in Italy, we are in Holland, we are in Russia, we are in USA, we are in Canada, we are in Switzerland, we are in Finland, we are in Estonia, we are in France, in Brazil, in Rojava, in Syria, in Lebanon, in Thailand, in Cambodia and in Turkey. Kopuntu is an interdisciplinary solidarity network founded to provide physical and digital production space, together with wider networking based upon mobilization, aimed at supporting and enabling possibilities of encounters and cooperation between journalists, academics, writers, artists, students and any other who claim to be generating ideas and correspondingly has been oppressed, silenced or precluded due to the politics that narrowed production and living space in Turkey. kopuntu.org/manifesto

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.