Makale
Leave a Comment

Ramazan ve Oruç

Bir Ramazan daha başladı. Her inanca göre insanların beden ile ruh sağlığı açısından düşünülmüş olan oruç ta herkesin gündeminde.

İlk çağlardan bu güne yapılagelen birçok davranış gibi oruç ta ilk Müslümanlıkla başlamadı. Bilindiği gibi Yahudiler, Hırıstiyanlar, Budistler de oruç tutarlar. Tek tanrılı dinlerin, bu oruç konusunu bir “emir” olarak algılamaları, okuryazar olmayan toplum üyelerini, sağlıklı yaşamaya  zorlamak olarak algılayan da var! Kendince yaşayan bir insanı, “Bu doğru değil, doğrusu şudur” deyip, yaradanın da “desteği” ile herhangi bir şeye zorlamanın doğru olup olmadığı bu yazının konusu değil.

Ramazan Ayı Araplar’ın Ay Takvimi’nin 9 ayının adıdır. Müslümanlar Kuran’ın bu ayda, ayetler şeklinde peygambere duyurulduğuna inanır. Kadir gecesi denen gece bu ayın 27 günüdür. Bu da Kuran’da, Kadir Suresi‘nde onanmıştır: Şüphesiz, o Kur’ân’ı Kadir Gecesinde indirdik. Bilir misin, Kadir Gecesi nedir? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.“ denerek bu ayın önemine dikkat çekilir. (Kadir Suresi 1-3) Oruç konusu ise, “Kim Ramazan ayına ulaşırsa oruç tutsun” (Bakara suresi, 185. ayet).

Konuya ilişkin ana kaynak Kuran bu konuda bu kadar söylüyor! Ama söz konusu işte bu Ramazan ile bu ayda tutulan oruç olunca, hemen her imam ile onun öğrencisi bir yorum yapmış! Binlerce sayfa öğütler, uyarılar, kurallar, emirler, ap ayrı bir yazın türü gibi. Asıl önemsenmesi gereken ise, burada kullanılan “reşit olma” konusu. Yani ergen olan herkes denerek, çocukların da oruca yönlendirilmesi konusu.

9 yaşında, 13 yaşında çocukların 16 saat susuz bekletilmesi, gece yarısı tıka basa yemek yedirilmesi insan sağlığına ne derece uygundur? Bakınız İsa’dan önce 460-377 de yaşamış olan Hippokrat bu konuda ne diyor: “Kim güçlü, sağlıklı, genç kalmak istiyorsa, sade olmalı, beden eğitimine önem vermeli, temiz hava solumalı, ağrılarını ilaçlarla değil oruçla tedavi etmelidir.” Hippokrat’ın anlattığı oruçta sadece yemek yememek var, yani gün boyu su içilebilir. Hippokrat devam ediyor: “Orucu en kolay yetişkinler, orta yaşlılar kaldırabilir. Daha az gençler, en az ise çocuklar; çünkü onlar en hareketli olanlardır.” (Hippokrat’ın düşünceleri. Latincesinden çeviren Ecker 1791. 1.13)

Salt Hippokrat deği, tüm ünlü düşünürler oruç tutarlar, tutmayı da önerirlerdi. Sokrat, Diogenes, Seneca, Cicero; Hatta Sezar da oruç tutardı. Onun tarihe Augustus diye geçen evlatlığı Marc Aurel de. Sadece Marc Aurel’in Epiktet’in, Stoa okulu’nun etkisinde kalarak genellikle az yediği, son derece mütevazi yaşadığı biliniyor.

Hippokrat’tan çok önceleri, İsa’dan 800 yıl önce de oruç tutulurdu. Hatta bu oruç ile yapılması gerekenleri, bir rahip, inzivaya çekilerek, aşkınlık yoluyla, rüyasında edindiği bilgileri, gene bir rahip (daha o dönemde bunlara peygamber/Prophet denirdi) yoluyla inananlara aktarırdı. Dikkat ediniz, aşkınlık yoluyla edinilen bilginin aktarılması,  Musa, İsa, Muhammed peygamberlerin davranışlarına ne kadar uyuyor.

İşte bu sağlıklı yaşam öğretisinin asıl babası Hippokrat değil de Asklepios sayılır. O dönemin en güçlü dini inancı da bu Asklepia idi. Hatta ta Almanya’ya kadar yayılmıştı. Almanlar ona Askulap derdi. Yunanlılar Asklepios, Roma’lılar ise Aesculapius. Eldeki yazılı belgeler ise çok yakından, Kadıköy/İstanbul’dan! Kadıköy’de (Kalkedon) bulunan üç yazılı belgede bu rahipliğin nasıl alındığı anlatılıyor. (Ritüeller dünyası. Antik çağdan bu güne.Wissenschaftliche Buchgesellschaft. Darmstadt 2005. Eftychıa Stavrianopoulou.Die würde des Prister ist unantastbar. Sy.227)

Bergama’da bulunanda ise, miras yoluyla alınıp alınmayacağı anlatılıyor. Bu belgelerde, ilk defa oruç tutmak, bir dini inanış olarak yapılması zorunlu tapım şekli olarak ta belgelenmiş! Kısaca orucu ilk defa bir dinin “olmazsa olmazı” yapan da ne Musa, ne İsa; ne de Muhammed’dir. Asklepia tapınağının rahipleridir.

Kısaca, orucu insan sağlığına en uygunsuz hale getiren de müslümanlardır. Bir dizi ritüeller ile küçücük çocuk beynine zarar vermenin, insan aklı ile ne ilgisi vardır? Bu olsa olsa bir ilkellik, akla karşı bir eylemdir.

İslam akıl dinidir söylemi ile en uyuşmayan da işte bu oruç konusudur.

Son söz yerine: Diogenes, Sokrates, Heraklit karşısında İskender, Sezar ile Pompeius ta kim ki? (Marc Aurel. Kendim üzerine gözlemler.)

Bu son söz sözüm ona akıllı geçinen hacı, hocalar ile onlara uyan iktidar sahiplerine.

21.05.2018 Duisburg

This entry was posted in: Makale
Tagged with:

by

We are above the nations and juggling with the conventional connotations of Diasporas which are also the main instruments of the global polarization (nationality, religion, ethnicity, race etc.) and aiming to re-conceptualize it by taking the "experiences as commons" rather than the conventional ones. As we call it "New Generation Diaspora.”

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.