Deneme
Comment 1

Güz çürür yazı kalır

İnsan en çok kendi yalnızlığına ihanet ettiğinde kimsesiz hisseder kendini ve en çok kendini dinlediğinde kendi kimsesini bulur. Kendinden çıkmadan kendini bulamaz yani insan. Kendini kendine dert edindiğinde ve adresi kaybettiğinde bulur ki bulduğu ne varsa başkalarına armağan ederek yaşamayı sürdürür. Geriye doğru yaşamadan yol kat edemez insan kendi derinliklerinde. Kabuğu kalınlaşmadan özü oyulmaz, yüzü kızarmadan içi pişmez insanın. Geriye doğru yaşamalıdır elbette, çünkü kimse yarınlarında aramaz bir bilinmezi, herkes kendini çocukluğuna saklar…

Öğrenmeyi yaşamak, yaşamayı öğrenmekten daha kolay. Kelimeler, bütün yanlış anladıklarımız. Kelimeler, bütün yalnızlıklarımız. Yaşamın kısırlaştırdığı bir zihni ve kusursuzlaştırdığı bir egoyu ehlileştirmek üzere kendi içimize doğru yola çıktığımızda uzayda silinip gitmek üzere bir nokta arıyoruz. Noktaları birleştirince ortaya ne anlamlar çıkacak, bilmiyoruz. Ne kadar kaybolursak, o kadar yaşıyoruz. Ama herkes iplere tutunarak yaşamak derdinde şu gök kubbede; ne düşmek bir bilinmeze, ne yere basmak, ne kanatlanmak… Kaybolduğumuz anlara sinmiş bulaşıcı bir hastalık, zaman. Onu yendikçe iyileşiyoruz. Ondan kurtulmak için içiyor, ona hükmetmek için dua ediyor, onu durdurmak için uyuyoruz. Uzay koskoca bir bilinmez olarak orada öylece dururken biz bedenlerimizi terk etmekle sonsuzluğa uğurlanıyoruz. Evreni görmezden gelip hayatlarımızı sonsuzlukla ‘noktalıyoruz’.

Çok boyutlu bir evrende tek boyutlu birer aynayız sanki de. Hangi yönden bakılırsa o yönden tek bir boyutu yansıtıyoruz. Uzayda silinip gitmek istediğimiz noktalar; bütün unuttuklarımız… En çok unutarak nefes aldırıyoruz sözcüklere, en çok susarak duyuyoruz yaşadıklarımızı. Sevmenin sevilmekten daha büyük bir ihtiyaç olduğunu başkalarının söylemediklerine kulak verdiğimizde anlıyoruz. Pişirerek yediğimiz her şeyin çiğliğinden iğreniyoruz.

Ah bizi gidi insanlar! Çimene basıp solucanın yaşama hakkını, doğayı çiğneyip ahlâkı kutsuyoruz. Yaşarken ölmek bu kadar kolayken her gün öldürdüklerimizin koleksiyonunu CV havuzlarında muhafaza ediyoruz. Yediğimiz hayvanlar kokuyor dışkılarımız. Öldürdüğümüz bitkileri sürüyoruz tenimize, güzel kokmak için. İnsanları ve ilkeleri çiğneyerek geviş getiriyoruz. Dişlerimizin arasındaki hayvan artıklarını ağaç gövdeleriyle temizliyor ama evlerimizdeki çiçeklere su vermeyi ihmal etmiyoruz. Varlığımız, doğaya ceza! Kulaklarımızı kapayarak duymayı bir türlü öğrenemiyoruz.

Diler Tarhan Köln, 15/03/2018

Advertisements
This entry was posted in: Deneme

by

We are sensitive. We are people who can internalize and express our encounters and experiences, and we all have different instruments of expression. We are people who generate and build meanings. We are people who have experience in producing culture from our clashes. We are academicians, artisans, craftspeople, artists, writers, illustrators, photographers, journalists, filmmakers, musicians, psychologists, it specialists, stallholders, lawyers, witnesses and sometimes accused, advertisers, students, doctors, hippies, athletes. We are everywhere, especially in Germany: we are in Australia, we are in Argentina, we are in Spain, we are in Italy, we are in Holland, we are in Russia, we are in USA, we are in Canada, we are in Switzerland, we are in Finland, we are in Estonia, we are in France, in Brazil, in Rojava, in Syria, in Lebanon, in Thailand, in Cambodia and in Turkey. Kopuntu is an interdisciplinary solidarity network founded to provide physical and digital production space, together with wider networking based upon mobilization, aimed at supporting and enabling possibilities of encounters and cooperation between journalists, academics, writers, artists, students and any other who claim to be generating ideas and correspondingly has been oppressed, silenced or precluded due to the politics that narrowed production and living space in Turkey. kopuntu.org/manifesto

1 Comment

  1. Bade Uygun says

    Merhaba, yazıyı okudum ve tekrar okudum. Sonra dedim ki acaba bu yazıyı yazan başka yazılar da yazmış mıdır? Baktım, yazarına ulaşamadım, acaba bu yazıyı yazan gerçekten başka yazılar da yazdı mı? Bunu merak ediyorum ve buna benzer yazıların daha çok olmasını temenni ediyorum.
    Teşekkür ediyor ve kolaylıklar diliyorum.

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s