Deneme
Comments 2

Güz çürür yazı kalır

İnsan en çok kendi yalnızlığına ihanet ettiğinde kimsesiz hisseder kendini ve en çok kendini dinlediğinde kendi kimsesini bulur. Kendinden çıkmadan kendini bulamaz yani insan. Kendini kendine dert edindiğinde ve adresi kaybettiğinde bulur ki bulduğu ne varsa başkalarına armağan ederek yaşamayı sürdürür. Geriye doğru yaşamadan yol kat edemez insan kendi derinliklerinde. Kabuğu kalınlaşmadan özü oyulmaz, yüzü kızarmadan içi pişmez insanın. Geriye doğru yaşamalıdır elbette, çünkü kimse yarınlarında aramaz bir bilinmezi, herkes kendini çocukluğuna saklar…

Öğrenmeyi yaşamak, yaşamayı öğrenmekten daha kolay. Kelimeler, bütün yanlış anladıklarımız. Kelimeler, bütün yalnızlıklarımız. Yaşamın kısırlaştırdığı bir zihni ve kusursuzlaştırdığı bir egoyu ehlileştirmek üzere kendi içimize doğru yola çıktığımızda uzayda silinip gitmek üzere bir nokta arıyoruz. Noktaları birleştirince ortaya ne anlamlar çıkacak, bilmiyoruz. Ne kadar kaybolursak, o kadar yaşıyoruz. Ama herkes iplere tutunarak yaşamak derdinde şu gök kubbede; ne düşmek bir bilinmeze, ne yere basmak, ne kanatlanmak… Kaybolduğumuz anlara sinmiş bulaşıcı bir hastalık, zaman. Onu yendikçe iyileşiyoruz. Ondan kurtulmak için içiyor, ona hükmetmek için dua ediyor, onu durdurmak için uyuyoruz. Uzay koskoca bir bilinmez olarak orada öylece dururken biz bedenlerimizi terk etmekle sonsuzluğa uğurlanıyoruz. Evreni görmezden gelip hayatlarımızı sonsuzlukla ‘noktalıyoruz’.

Çok boyutlu bir evrende tek boyutlu birer aynayız sanki de. Hangi yönden bakılırsa o yönden tek bir boyutu yansıtıyoruz. Uzayda silinip gitmek istediğimiz noktalar; bütün unuttuklarımız… En çok unutarak nefes aldırıyoruz sözcüklere, en çok susarak duyuyoruz yaşadıklarımızı. Sevmenin sevilmekten daha büyük bir ihtiyaç olduğunu başkalarının söylemediklerine kulak verdiğimizde anlıyoruz. Pişirerek yediğimiz her şeyin çiğliğinden iğreniyoruz.

Ah bizi gidi insanlar! Çimene basıp solucanın yaşama hakkını, doğayı çiğneyip ahlâkı kutsuyoruz. Yaşarken ölmek bu kadar kolayken her gün öldürdüklerimizin koleksiyonunu CV havuzlarında muhafaza ediyoruz. Yediğimiz hayvanlar kokuyor dışkılarımız. Öldürdüğümüz bitkileri sürüyoruz tenimize, güzel kokmak için. İnsanları ve ilkeleri çiğneyerek geviş getiriyoruz. Dişlerimizin arasındaki hayvan artıklarını ağaç gövdeleriyle temizliyor ama evlerimizdeki çiçeklere su vermeyi ihmal etmiyoruz. Varlığımız, doğaya ceza! Kulaklarımızı kapayarak duymayı bir türlü öğrenemiyoruz.

Diler Tarhan Köln, 15/03/2018

This entry was posted in: Deneme

by

We are above the nations and juggling with the conventional connotations of Diasporas which are also the main instruments of the global polarization (nationality, religion, ethnicity, race etc.) and aiming to re-conceptualize it by taking the "experiences as commons" rather than the conventional ones. As we call it "New Generation Diaspora.”

2 Comments

  1. Bade Uygun says

    Merhaba, yazıyı okudum ve tekrar okudum. Sonra dedim ki acaba bu yazıyı yazan başka yazılar da yazmış mıdır? Baktım, yazarına ulaşamadım, acaba bu yazıyı yazan gerçekten başka yazılar da yazdı mı? Bunu merak ediyorum ve buna benzer yazıların daha çok olmasını temenni ediyorum.
    Teşekkür ediyor ve kolaylıklar diliyorum.

    Like

  2. Bade Uygun says

    Ama şimdi göründü 😊
    Diler Tarhan, sizi yüreğimden tebrik ediyorum. Yazınızı çok ama çok beğendim.
    Sevgiler.

    Nor: Buna benzer yazılarınız olursa okumayı çok isterim.

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.