Month: March 2018

Güz çürür yazı kalır

İnsan en çok kendi yalnızlığına ihanet ettiğinde kimsesiz hisseder kendini ve en çok kendini dinlediğinde kendi kimsesini bulur. Kendinden çıkmadan kendini bulamaz yani insan. Kendini kendine dert edindiğinde ve adresi kaybettiğinde bulur ki bulduğu ne varsa başkalarına armağan ederek yaşamayı sürdürür. Geriye doğru yaşamadan yol kat edemez insan kendi derinliklerinde. Kabuğu kalınlaşmadan özü oyulmaz, yüzü kızarmadan içi pişmez insanın. Geriye doğru yaşamalıdır elbette, çünkü kimse yarınlarında aramaz bir bilinmezi, herkes kendini çocukluğuna saklar… Öğrenmeyi yaşamak, yaşamayı öğrenmekten daha kolay. Kelimeler, bütün yanlış anladıklarımız. Kelimeler, bütün yalnızlıklarımız. Yaşamın kısırlaştırdığı bir zihni ve kusursuzlaştırdığı bir egoyu ehlileştirmek üzere kendi içimize doğru yola çıktığımızda uzayda silinip gitmek üzere bir nokta arıyoruz. Noktaları birleştirince ortaya ne anlamlar çıkacak, bilmiyoruz. Ne kadar kaybolursak, o kadar yaşıyoruz. Ama herkes iplere tutunarak yaşamak derdinde şu gök kubbede; ne düşmek bir bilinmeze, ne yere basmak, ne kanatlanmak… Kaybolduğumuz anlara sinmiş bulaşıcı bir hastalık, zaman. Onu yendikçe iyileşiyoruz. Ondan kurtulmak için içiyor, ona hükmetmek için dua ediyor, onu durdurmak için uyuyoruz. Uzay koskoca bir bilinmez olarak orada öylece dururken biz bedenlerimizi terk etmekle sonsuzluğa …

“Diktatör olsa oynayamazsın diyorlar, zaten oynayamıyorum”

Sadece Diktatör isimli oyunu sahnelemesi Türkiye’de yasaklanan Barış Atay, bir kez daha Berlin’de idi. 17-18 Mart 2018 tarihlerinde, Theater 28’de sahne alan Atay’la bir araya geldik. Öncelikle hoşgeldiniz Berlin’e. Berlin seyircisini nasıl buldunuz Barış Bey? Hoşbulduk. Gayet keyifliydi. Berlin’de çok oyun oynadık, 9. oyun bu. Hala insanların gelip izliyor olması güzel. Umarım yeni oyunlarla da çıkarız karşılarına. Oyununuz neden yasaklandı, bu “sadece bir oyun” değil miydi? Bunu sadece bizim oyun üzerinden bir yasak olarak değerlendirmek yanlış olur. Evet ismi dikkat çekici, belki hükümet açısından rahatsız edici ama; OHAL ilan edildikten sonra Genco Erkal’ın da oyunu yasaklandı, Rutkay Aziz’le Taner Barlas’ın da. Bunu hükümetin kültür sanat alanına direk müdahalesi ve bundan sonra yapacağı müdahalelerin habercisi olarak okumak daha doğru olur. Neden? Sanatın gücünden korktukları için mi? “Sanatın gücü” neye tekabül ediyor burada, neyi değiştirebilir? Elbette bunun en önemli etmenlerinden biri bu. Doğal olarak bu kadar gücü eline geçirmiş bir iktidarın toplumsal muhalefeti tetikleyebilecek ya da izlediği sanat eserlerinden aldıklarıyla söyleme geçirebilecek herhangi bir şeyin önünü alması muhtemel. Tiyatro da bu açıdan düşündüğünde en önemli sanat dallarından bir tanesi. …