Month: January 2018

Geçmişle Yüzleşmek: Köln’de Hrant Dink Anması

Hrant Dink’in 19 Ocak 2007’de Agos Gazetesi’nin önünde öldürülmesinin üzerinden 11 yıl geçti. Türkiye’de o zamana kadar birbirleriyle örgütlü bir dayanışma pratiği olmayan 100binleri “Hepimiz Hrantız, Hepimiz Ermeniyiz” sloganlarıyla sokağa döken vicdan patlaması, Avrupa’da özellikle de Almanya’da ki Türkiyeli diasporayı da kaçınılmaz olarak etkiledi. 11 yıldır Almanya’nın birçok kentinde düzenlenen ve bu sene 20 Ocak’ta Köln’de KulturForum TürkeiDeutschland’ın organizasyonuyla yapılan anma etkinliğine 250 civarında kişi katıldı. Yeşiller Partisi Başkanı Cem Özdemir, Yeşiller Partisi Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Meclisi Vekili Berivan Aymaz, Artı Gerçek Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Celal Başlangıç, Gazeteci ve Yazar Ragıp Zarakolu, Almanya Ermeni Toplumu Temsilcisi Raffi Kantian, Alman Gazeteci ve Yazar Günter Walraff konuşmacı olara etkinlikte yer aldı. Daha önce katılacağı duyurulmasına karşın yazar Aslı Erdoğan sağlık sorunları nedeniyle konuşmacılar arasındaki yerini alamadı. Konuşmaların aralarında Hrant Dink’in vefatından önce yer aldığı konuşmalardan ve vefatı sonrası gerçekleşen anma etkinliklerinden görüntülerin yer aldığı kısa belgeseller gösterildi. Müzisyenler, Laia Genç (Klavye), Nure Dlovani (Keman), Beate Wolff (Çello), Anush Nazaryan (Soprano), Stefán Ogáns (Vokal) etkinlikte Ermenice parçaların yer aldığı bir performans gerçekleştirdi. Ölümünün üzerinden 11 yıl …

Edep Yerlerini Kapatın!

Diktatörler ile Avrupa bağlantıları üzerine (Tarihte Bugün) Avrupa bir utanca daha katıldı. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İtalya’ya geldi. Gelmesine geldi de… Bir dizi eski tartışma gene canlandı. AB Demokrasisi çatlıyor mu? Başka kültürlere saygı göstermek için bu kadar da “eğilmek mi” gerekiyor? Geçen sene Hasan Ruhani (Adı üstünde ruh gibi!) geliyor diye, Venüs, Afrodit, Hermes heykelleri, ile diğer çıplak heykellerin sandukaya konulması. Geçmişte, okullarda haç asılabilir mi?, Aziz Martin günü değil de, “Güneş-Ay- Yıldızlar bayramı” mı densin?, Kutlu Doğum Aydınlanması değil de, Kış Aydınlatılması mı densin? diye tartışanlar, bu yapılan karşısında bir şok yaşıyorlar. Zavallı Ruhani! Güzel birşeyler görecekti, onları da italyanlar sakladı !!! Praxiteles (İ.Ö. 390-320) tarafından yapılan bu heykeller daha o zamanlar, yani M.Ö. 200 yıllarında da olay olmuş. Heykeller, normal insan boyunda. Yüz ifadeleri, bedenlerinin gerçeğe uygunluğu, görenleri hayran bırakmış, şok etmiş. Şimdi 2200 yıl sonra gene “olay” oldu. Konu, bizdeki Başörtüsü Tartışması’nı anımsatıyor biraz. Ruhani biraz da diplomatik bir dille, “Demokrasi, başkaları için, kutsal olan, dini olanı yaralamak değildir. Bu ahlaki bakış açısından yanlıştır. Bu insanları çatışmaya götürür.” diyerek, üstü kapalı …

“Ben bir şarkıyı arıyorum”

Kazım Öz, Türkiyeli Kürt bir yönetmen. İlk olarak inşaat mühendisliği okumuş olsa da yüksek lisansını sinema televizyon üzerine yapıp daha sonra da bir çok filmde yönetmen ve senarist olarak görev almış biri. Politik bir kaygıyla yaptığı bu işte de yasaklamalar, sansürlerle karşılaştığı gerçeği de malumunuz. Yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği son filmi Zer’de bu sansürden payını alanlardan. 36. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde ilk kez izleyici karşısına çıktı film. Ancak bazı sahneler sansüre uğradı. Seyirciler karartılan bu sahnelerde,  “Bu sahne T.C. Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü Üst Denetim Kurulu tarafından sakıncalı bulunduğu için izleyemiyorsunuz” uyarısıyla karşılaştı. Bunun üzerine de filmin tamamı için sansür kararı verildi. Zer, 30 Kasım 2017 günü, Berlin Babylon’da özel bir gösterimle izleyici karşısına çıktı. Bir hafta gösterimde kalan film için yapılan özel gösterim gecesinde Kazım Öz’le birlikte filmin başrol oyuncusu da bu serüveni anlatarak sorulara cevap verdi. Biz de Zer üzerinden kendi merak ettiklerimizi sorduk; Daha önce de farklı şekilde sansürle karşılaşmıştı filmleriniz. Sansürlenen filminizin, Zer’in, kesintisiz halini ilk kez Berlin’de izleyebildik. Bu Kazım Öz icin ne ifade ediyor? Sansür çağımızın yüz karası. …

Le monastère de Satyros

Ilayda Inan Satyros est un monastère byzantin. Ce centre est un centre en dehors des murs de Constantinople. Il y avait une zone totalement verte, contrairement à aujourd’hui. Quand nous considérons cela, nous pouvons facilement dire que la mer de Marmara et les îles Prince étaient visibles à cette époque du monastère de Satyros; contrairement à aujourd’hui. Il est actuellement dans un quartier résidentiel actif. Satyros est une zone «archéologique urbaine». Tout les travaux d’excavation sont effectué dans la ville, la zone est étroitement liée à la ville. Diverses activités/événements sont organisés pendant l’année: ateliers, concerts, projections de cinéma en plein air, entraînements pour les enfants. Küçükyalı zone archéologique, la fin des années 1950, qui a été construit à l’époque byzantine du 9ème siècle et qui ont été identifiés comme le premier palais d’inspiration islamique. Cependant, après les années 1950, il n’y avait pas d’études détaillées sur la région. Depuis le début des années 2000, c’etait mené les enquêtes, les fouilles archéologiques, les archives et la documentation de ce site archéologique, émasculés par le patriarche …