Makale, Sanat, Türkçe
Leave a Comment

Ölümlülerin Maskeleri: Nedir Yani bu Cosplay?

Elif Özkaya – İstanbul

@the_doublewalker

20900542_865822940251957_3843984091583400326_o.jpg

MEG Cosplay: https://www.facebook.com/pg/CosplayMeg/

“Gözüm beyaz!”

“Biz deli değiliz!”

“Profesör oldum!”

Elimizde gazetenin hafta sonu eki, şok olmuş halde bu “patlatılmış” ara başlıklara bakıyorduk. Ana akım medyadan dürüstlük, etik bekleyecek kimseler değildik hiçbirimiz. Ama yine de hakim olduğumuz bir konuda, karşı tarafın ricası üstüne, olabildiğince sarih ve içten şekilde söylediğimiz iki paragraf lafın arasından bunların cımbızlanacağını ve bağlamlarından kopunca yaratacakları absürt etkiyi hiçbirimiz beklemiyorduk.

Hâlbuki her şey ne güzel başlamıştı. Uluslararası bir kostüm yarışmasının elemelerine katılmaya karar vermiş, bin bir zorlukla karşılaşıp zaman daralınca umutsuzluğa kapılarak yapmaktan vazgeçtiğim, son dakikada annemin desteğiyle bitirdiğim kostümümle kaderime sanki Hollywood’un mutlu son değneği değmişçesine elemeyi geçip yarışmaya katılma hakkı kazanmış, bu başarımla ana akım medyanın ilgisine mazhar olmuştum. Anlattıklarım benimle hobim “cosplay” konusunda röportaj yapmak isteyen muhabiri görünüşte o kadar alakalandırmıştı ki, görüşlerini ve görüntülerini alarak içeriği çeşitlendirmesine ve röportajı bir dosya konusu haline getirmesine yardımcı olacak benim gibi başkaları olup olmadığını sormuştu. Türkiye’nin (o zamanlar şimdikinden de) küçük cosplay camiasının aklı başında ve ağzı laf yapan simaları derhal kendisine yönlendirildi. Arkadaşlarımın, meşhur gazetenin şık binasında iyi ağırlandıkları ve stüdyoda gayet hoş fotoğraflarının çekildiği bu buluşmadan oldukça memnun döndüklerini anımsıyorum. Birbirimizle “Ünlü olduk,” diye şakalaşırken, bir yandan da gazetenin geniş bir kitleye hitap etmesi sayesinde “Koskoca insanlarsınız, neden palyaço gibi giyinip geziyorsunuz, animatör müsünüz,” algısını kırabileceğimize seviniyorduk.

21586683_1871019243224805_5710152908355565803_o.jpg

Ophelia Cosplay: https://www.facebook.com/ofelyak/

3 hafta sonra hafta sonu eki çıktığında, harcadığımız saatlerin karşılığını bir arkadaşımın kullandığı lens çeşidini açıklarken ettiği iki kelimenin, bir başkasının espri olsun diye kurduğu “Kostümünü giydiğimiz karakterlere dönüştüğümüzü falan sanmıyoruz, deli değiliz yani,” cümlesinin, bir diğerinin “Steampunk alt kültüründen etkilenen, kendi tasarladığım bir profesör karakteri oldum,” açıklamasının cımbızlanıp birer ara başlık şeklinde çıkıldığı bir yazı olarak aldık. Benimse Temmuz sıcağında suratımda bir karış makyaj ve kafamda naylon bir perukla dikilirken yanıtladığım soruların yerinde yeller esiyordu. Muhabir verdiğim cevaplar yerine, buluşmamızdan önce attığı e-postadaki “Bana kendini biraz tanıtır mısın?” sorusuna verdiğim yanıtı, kendi yazmış gibi gösterecek birkaç ufak değişiklik yapıp kullanmıştı.

Ana akım basının herkesçe malum olan sığlığı sayesinde olayı şakaya vurup, herkesten önce kendimizi alaya alarak geçiştirdik. Hâlâ da gülerek anarız. Fakat işin aslı küçük düştüğünüzü hissetmekle kalmayıp, bir de zaten neden gönül verdiğimizi kimsenin anlamadığı bu masraflı, zor ve açıklaması güç hobiyi biraz daha anlaşılmaz, gülünç, ilgi çekmez bir hale getirdiğimizi düşünerek bir hayli burulmuştuk.

Fakat cosplay bundan hiç etkilenmedi. İşgüzar muhabirlerin konuya sıkıştıkça yapmaya devam ettikleri kör topal “Çağdaş maskeli balo”, “Yeni nesil böyle eğleniyor,” “Çizgi karakterler aramızda!” içerikli haberlere rağmen her yıl kostümcülük etkinliklerine gelen, hatta daha önce kostümlü gidilmemiş etkinliklere kostümlü giden kişi sayısı katlandı. Sosyal medyada sadece cosplay içeriği üreten hesap sayısı, öncelikli olarak cosplayci fotoğrafı çeken fotoğrafçı sayısı hem dünyada, hem de dünya genelini sollayan bir hızla Türkiye’de arttı.

22137213_1482058075215263_5825956351305236100_o.jpg

Arkadaki devasa şey AmenoKitarou (https://www.facebook.com/AmenoKitarou/), evet onun içinde insan var. Öndeki kız ise Taffles Cosplay (https://www.facebook.com/pockamicosplay)

Peki neden? Buraya kadar anlattıklarıma göre cosplay hem hem zahmetli, hem de ana akım medyada son derece yüzeysel, üstünkörü, hatta cahilce bir şekilde tanıtılıyor. O zaman neden her yaştan bir sürü insan yılda birkaç kez, 4-5 saatliğine, ağırlıklı çoğunluğu gerçek bir insanın giyeceği düşünülmeden tasarlanmış giysilere, zırhlara ve aksesuarlara bürünerek dolaşmak için dinlenme, eğlenme, sosyalleşme vaktinden fedâkarlık ediyor?

Bu sorunun yanıtını benden isterseniz veremeyebilirim, çünkü bu işe artılarını eksilerini tartıp, çok hoşuma gideceğine bilinçli olarak karar vererek başlamadım. Her şey tesadüfen gelişti: bir kostümlü parti için “palyaço” ya da “cadı” gibi genel bir konsept değil de, belirli bir kurgusal karakterin kılığına girmeyi seçtim ve sonra benzer vesilelerde bunu yapmaya devam ettim. Ama neden devam ettiğimi, en azından kendi adıma ve kendi gözlemlerime dayanarak, açıklamaya teşebbüs edebilirim.

Daha çetrefil konulara dalmadan, hepimiz biliyormuşuz gibi bahsedip durduğum bu “cosplay”in ne demek olduğunu açıklasam iyi olacak: Cosplay; kişinin kendisini kurgusal bir karaktere veya gerçek bir şahsa benzetmesi hobisidir. Kökenleri Amerika’da 30’larda düzenlenen bilim kurgu toplanmalarına sevdikleri ya da yarattıkları karakterlerin kostümlerini yapıp giyerek gelen katılımcılara dayandırılır. Adı ise 70’lerde bu hobiyi benimseyen Japonların “costume play” (kostümcülük oyunu) kelimelerinden oluşturduğu kısaltmadan gelir. Cosplay günümüzde çizgi roman, fantastik yazın/bilim kurgu yazını, masaüstü rol yapma ve strateji oyunları, bilgisayar oyunları, gençlere ve yetişkinlere yönelik animasyon gibi popüler kültürün “geek” tarafında konumlandırılan hobilerden biri sayılıyor. Cosplayciler genellikle bu eserlerden karakterlerin kostümlerini yapmayı tercih ediyorlar ama elbette kendi karakterini/kostümünü tasarlayanlar veya sanatçıların özgün tasarımlarını (elbette izin alarak!) gerçekleştirenler de var.

Cosplay yapan kişi, yani cosplayci, benzemeyi hedef aldığı karakterin giyimini, aksesuarlarını, saç biçimini, yüz hatlarını, gereken yerlerde (fotoğraf veya video çekimi, yarışma, cosplay defilesi/podyumu,) hal ve tavırlarını olabildiğince taklit etmeye çalışır. Bu amaç için gereken öğeleri kendi imal edebilir, satın alabilir ya da satın aldığı şeyleri amacına göre değiştirebilir, makyajdan ve efektlerden yararlanabilir. Bu işlerden anlayanlara sipariş verip yaptırmak da gayet olasıdır. Amaç genel olarak bir karaktere benzemek suretiyle eğlenmektir. Elbette bu işle ilgilenen başkalarıyla tanışmak isterseniz kostümle gidebileceğiniz genel “geek” kültürü veya özel olarak cosplay odaklı buluşmalar ve fuarlar da var. Film galası, rekabetçi bilgisayar oyunu karşılaşmaları, bilgisayar oyunu lansmanı veya fuarı gibi etkinliklere kostümlü gitmek de olası. Çoğu belli başlı etkinlikte çalışmalarınızı başkalarınınkiyle sınayabileceğiniz ödüllü yarışmalar düzenleniyor. Etkinlik ne kadar köklü, kalabalık ve çok ulusluysa; ödüller o kadar büyüyor ve katılan cosplaycilerin ustalık seviyesi artıyor.

Hiç var olmamış birine benzemenin neden eğlenceli olduğuna gelecek olursak:

En yüzeysel neden, kostüm giymenin topladığı ilgi. Sevdiğiniz bir karakteri canlandıran bir oyuncunun sosyal medya hesaplarına göz atıyorsanız ya da gerçek hayatta kendisi olarak karşılaştığınızda onunla fotoğraf çektirdiyseniz, bu ilgiyi duymanın nasıl bir şey olduğunu tahmin edebilirsiniz. İki boyutlu bir çizim, üç boyutlu bir bilgisayar modeli olarak ya da ekranımızda 45 dakikalığına sadece replikleri ve kostümüyle var olan bir karakteri günlük hayata dair alanlarda görmeyi genellikle beklemiyoruz. Karşımıza birden çıkınca, hele de sevdiğimiz bir karakterse şaşırıyoruz ve hoşumuza gidiyor. Çıkmaya devam ettikçe bizim de hoşumuza gitmeye devam ediyor ve bu karakteri/karakterleri yansıtan kişiye ilgi gösteriyoruz. Karaktere benzedikçe ilginin artması ise kostümü yapan ve taşıyan kişiyi gitgide daya ayrıntılı ve isabetli benzeyişler üretmek için motive ediyor.

Malumumuz artık her birimizin bir kişi olmak yanında, kendi sosyal çevresinden oluşan bir “kitle” için “içerik üreten” birer “mini ünlü” olma durumumuz da var. Bu durum da, cosplay’in ilgi görmesi ve yayılması için çok ideal bir zemin oluşturuyor elbette. İçerik akışımızda ya da önerilerimizde sürekli aynı yüzü farklı açılardan görmek veya kimin hangi öğün ne yediğini takip etmekle karşılaştırıldığında; sık sık yüz ve kimlik değiştirebilen, koca omuz zırhıyla ormanda verdiği pozla gerçekten savaşıyormuş gibi heyecan uyandırabilen, devasa bir kılıcı kaldırırken bir yangın merdiveninden aşağı sarkabilen biri haliyle ilgi çekiyor. Oynadığı oyunu internet üzerinden canlı yayınlarken oyunun ana karakteri gibi görünmek ya da YouTube’da bir filmin eleştirisini yaparken o filmden bir karaktere benzemek içeriği çok daha ilginç kılıyor. Özellikle genç arkadaşların topluluğa girmelerinin ana sebeplerinden biri bu: sosyal medyada kostümlü birine denk geldiklerinde hem o kişinin görüntüsü hem kendilerini sevdikleri bir karakter gibi hissedebilme fikri hem de bu işi yapan kişilere konuyla ilgilenenlerden gelen ilgi çok hoşlarına gidiyor. Bir tane sevimli peruk alayım, iki tane karizmatik poz vereyim, yüzüme biraz fondöten sürüp iki çizgi çekerek hatlarını değiştireyim derken kendilerini etkinlikten önceki gece tabaka tabaka poliüretan köpük ve metrelerce kumaşa gömülmüş, umutsuzca Bally’nin kurumasını bekleyip zırhlarına astar boya atarken buluyorlar! Fakat cosplayde bir yaş sınırlaması yok. Bu işi 70’lerin Star Trek buluşmalarından bu yana yapan, çocuklarından torunlarından heves edip başlayan, hafta içi günlerde 30’larında sıradan bir plaza çalışanı hafta sonu ise savaşçı galaksi prensesi olan pek çok yetişkin var (etnik köken, cinsiyet ve beden açısından kapsayıcı olması için de çoğu cosplayci çaba sarf ediyor).

Cosplay yasası: bir cosplayciye kostümünü yapması için yıllar bile verseniz, işin bir kısmını mutlaka kostümü giymeden önceki geceye bırakacaktır.

Bir diğer yönü ise bildiğimiz düz hobicilik. İnsanlar neden eğlenmek için maket, ahşap oymacılığı, tığ işi yapıyor; örgü örüyor ya da puzzle yapıyorlarsa, cosplay de o yüzden yapılıyor. Yani gözümüze hoş gelen, gönül bağı kurduğumuz, somut bir şeyi kendi ellerimizle üretmiş olmanın keyfi ve gururu için. Cosplayde bunun için o kadar fazla fırsat var ki! Kostümünü kendi imal etmek isteyenlerin giyim eşyaları yapmak için terziliğe, peruk ya da saç şekillendirmek için kuaförlüğe, yüz hatlarını seçtikleri karaktere benzetmek için makyözlüğe ve hatta özel efekt makyözlüğüne; zırh, kılıç, karakterin taşıdığı ve gerçek dünyada bulunmayan başka aksesuarların yapımında maketçiliğe ve heykeltıraşlığa, boyanmasında ressamlığa el atması gerekir. “Benim yeteneğim maddesel olarak ifade edilen bir şey değil,” diyorsanız da kaçışınız yok, çünkü kostümünüzü giydiğiniz ortamda, özellikle yarışmalarda karakterinizi ne kadar iyi “oynarsanız”, kostümünüze o kadar inanılırlık katarsınız! Şarkı söyleme, dans etme, akrobasi, dövüş sanatları gibi bir beceriniz daha varsa bunu da rolünüzü süslemek için kullanabilirsiniz.

18673268_1600873589986262_3873339688582986524_o.jpg

Soldaki Quixe Cosplay: https://www.facebook.com/quixecosplay/ ve sağdaki de, Loth Cosplay: https://www.facebook.com/LothCosplay/

Bunun yanında, yine bahsettiğim gibi kurgusal karakterlerin, özellikle fantastik kurgu karakterlerinin giysileri günlük hayatta giyilebileceği düşünülerek tasarlanmadığından, normal hayatta akla hayale gelmeyecek bir sürü soruna çözüm bulmanız gerekir: Asamın boyunu kendi boyuma oranlarsam 3 metre oluyor, ama etkinlik alanına metrobüsle gideceğim, nasıl taşınabilir hale getiririm? Devrilmeden ya da takılmadan yürüyebileceğim ama üstüne işlemeli tayt da giyebileceğim faun toynaklarını nasıl yaparım? Sol tarafı tamamen açık, sağ tarafı ise kapalı ve boğazlı olan bu tişörtün her hareketimde üstümden kaymamasını nasıl sağlarım? Mühendislikten ve bulmaca çözmekten hoşlanıyorsanız, cosplay sudoku çözmekten bile zor ve cazip pek çok sorun içerir. Çünkü çözülmüş sudokularınızla kendinizden çok bir doğaüstü bir varlığa benzediğiniz fotoğraflar çektiremezsiniz ama bitmiş kostümünüzle çektirebilir, sonra o fotoğraflara içiniz neşe dolarak bakıp “Nasıl yapmışım be, aynısı olmuş!” diyebilirsiniz.

Tabii bu kadar çaba harcadıktan sonra, çoğu el becerisinde olduğu gibi gibi bu alanda edindiğiniz becerileri de profesyonelleştirebilirsiniz. Örneğin diğer cosplaycilere ücret karşılığı kostüm dikebilir, aksesuar yapabilir, peruk şekillendirmesi veya makyaj alanında yardımcı olabilir, hatta iyice ilerlerseniz bu becerilerin geçerli olduğu başka sektörlere (moda, sinema, makyözlük vb.) geçerek cosplaye döktüğünüz çuvalla paranın bir kısmını çıkarabilirsiniz (çok pahalı hobi). Kimi cosplayciler ise hem kostümleri severek ve ilgiyle yaptıkları, hem de karakteri canlandırabildikleri için bilgisayar oyunu, film, çizgi roman vb. üreten firmaların etkinliklerinde yine ücret karşılığı tanıtım-marka elçiliği görevlerini üstlenebiliyorlar. Son zamanlarda cosplaye olan ilginin bir hayli artması sayesinde hayli büyük birer hayran kitlesi edinip kostümlü fotoğraflarının baskılarını satan, firmalarla kostümcülük ürünlerinin tanıtımı için sponsorluk anlaşması yapan veya kendi ürünlerini geliştiren, Patreon veya Ko-fi gibi siteler üzerinden eğitim videolarından canlandırdıkları karakterin daha seksi hallerine kadar ücretli özel içerik sunan ve geçimini kısmen ya da tamamen bundan sağlayan cosplayci sayısı da çoğaldı.

Bahsedeceğim son yönü ise, karakterlere bürünüp rol yapmanın insan kültüründe sahip olduğu yer. Neden Yunanlılar kendilerini tanrılarına benzetip onların yaşadığı hikayeleri canlandırma isteği duyuyorlardı? Neden Japonlar geleneksel öykülerindeki karakterlerin neler giydiğini, yüzlerinin neye benzediğini hayal edip başlarından geçen olayları taklit ediyorlardı? Neden Anadolu insanını güldürmenin bir yöntemi Kavuklu ile Pişekâr isimli, ne giydiği belli, hangi durumda birbirlerine ne diyecekleri belli iki karaktermiş gibi davranmaktır? Neden şamanlar, büyücüler kötü ruhları kaçırmak için onların korktuğu bir şey kılığına bürünür ve onlar gibi davranır? Çünkü, sanki inat olsun diye diğer memelilerinkinden olabildiğince farklılaşmaya çalışan insan beyni, sık karşılaştığımız için normal kabul edip sorgulama gereği duymadığımız ya da kendi kavrayışımıza göre bir mantığa oturttuğumuz ama bilimin bilimsel yöntemle bir türlü açıklayamadığı bir sürü davranış geliştirmiştir. İnsan taklitle öğrenen bir canlıdır. İnsan başına gelmemiş, gelmeyecek veya gelebilecek şeyleri, olamayacağı ya da olabileceği ama olmadığı biri olmayı hayal edip bunlar üstüne fikir yürütmekten zevk alır. İnsan tekrardan sıkılır, hep gördüğü şeylerin dışında, kapının arkasında, köşeyi dönünce ne olduğunu merak eder. Başka bir karaktere bürünmek, insanın gündelik gerçekliğinden kontrollü ve keyif veren bir kaçıştır. Bunu iyi yapanın aldığı olumlu geri bildirim de, tüm zorluklara rağmen bu işi yapmaya ve geliştirmeye teşvik eder. İnsan oyun oynar. Oyun da öyle ya da böyle eğlencelidir. Eğlence stresi azaltıp beynin gelişmesine yardımcı olduğundan, eğlendiren davranışlar doğal seçilimle günümüze kadar gelmiştir. Cosplay insanın doğasında var diyebiliriz yani!

Neyse, bu kadar fikir yürüttüğüm yeter. Şimdi yazıyı noktalayıp eğlenmek için çeşitli kumaşlara ve plastiklere söz geçirmeye çalışmam, olmadığında da saçımı başımı yolmam lazım. Ne de olsa etkinliğe birkaç hafta var. Çünkü her zaman bir etkinliğe birkaç hafta vardır.

22812738_2039504336338538_1701754942_o.jpg

En ön sıra soldan sağa: Nalan Derici, Hilal Ilgın Koçak; orta sıra soldan sağa: Selen Kurt, Kübra Kazancı (Yushi Cosplay), Selen Rena Kurt, Zeynep Tanıkoğlu (Reishi Cosplay); en arka sıra soldan sağa: Özlem Dinçsoy (Valendra Cosplay and Art), Ninsu Kahraman, Ceyda Doğan Karaş (CepEjderi) ve Elif Özkaya(@the_doublewalker)

 

 

 

 

 

 

This entry was posted in: Makale, Sanat, Türkçe

by

We are sensitive. We are people who can internalize and express our encounters and experiences, and we all have different instruments of expression. We are people who generate and build meanings. We are people who have experience in producing culture from our clashes. We are academicians, artisans, craftspeople, artists, writers, illustrators, photographers, journalists, filmmakers, musicians, psychologists, it specialists, stallholders, lawyers, witnesses and sometimes accused, advertisers, students, doctors, hippies, athletes. We are everywhere, especially in Germany: we are in Australia, we are in Argentina, we are in Spain, we are in Italy, we are in Holland, we are in Russia, we are in USA, we are in Canada, we are in Switzerland, we are in Finland, we are in Estonia, we are in France, in Brazil, in Rojava, in Syria, in Lebanon, in Thailand, in Cambodia and in Turkey. Kopuntu is an interdisciplinary solidarity network founded to provide physical and digital production space, together with wider networking based upon mobilization, aimed at supporting and enabling possibilities of encounters and cooperation between journalists, academics, writers, artists, students and any other who claim to be generating ideas and correspondingly has been oppressed, silenced or precluded due to the politics that narrowed production and living space in Turkey. kopuntu.org/manifesto

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s