Makale, Türkçe
Leave a Comment

Tekerrür

Erdem Kırbıyık

tekerrür.jpg

Emeği yeniden üretmenin çaresi halâ geleneksel yollar olduğu için, emeği üretmenin ne kadar teknoloji destekli ya da kaynaklı olduğu fark etmez. İnsan evladı kendini yok edecek şeylere izin verme eşiğinin, aslında emeği yeniden üretmek adına yapılan girişimlerin istenmeyen sonuçları olduğunu görebilecek kapasiteye de sahiptir. Yani, örgütsel girişimler (devletler, şirketler vs.) kârlarını devam ettirebilmek için başvurdukları teknoloji destekli üretim süreçlerinin başlarına ne işler açabileceklerini ve sonuçlarını gayet iyi bilerek hareket etmektedirler. Öyle mi?

Dünyanın dijital ve yenilenebilir enerji kaynakları milyarlerderi Mark ve Elon kankaların da, geyik sebebi olmuş ve işin içinde “başka” bir dünyaya göz kırpan yeni bir kaynaktan söz ediyoruz. Yapay zeka!

Durun sakin olun; ortada öyle hemen korkuya kapılmanızı gerektirecek ciddi bir neden yok. Sanıyorum ki dünya burjuvazisinin de bu durumdan korktuğu ya da endişelendiği falan da yok. Tam tersine, bundan çok değil, yirmi sene öncesine kadar bir bilimkurgu fantezisi olan yapay zekanın, şimdi hayalden de öteye giderek yeni bir gelir kapısı oluşturduğu için oldukça sevinçliler bile. Yatırımların vadesi o kadar uzun ki, ileri görüşlü milyarderlerimiz,“insan”lığın daha da gelişmesi adına koloni sevdalılığına ve astroit sömürgeciliğine kafayı takmış durumlar. Durun bir dakika, tarih tekerrür mü ediyor yoksa? Aristokrasinin altın çağına girmesine neden olan devrimler silsilesi, Amerika’yı keşfeden Avrupalıların gemi üretimde şaha kalkması durumunu andırmakla beraber, bilimin hemen hemen tüm alanlarına sağladığı katkıların neyin bedeli olduğunu göz önüne koymaktadır. Kaynakları elinde bulunduran azınlığın tarih boyunca arkasına sığındığı motif yeni şeyler keşfetmenin verdiği mutluluk üzerinden tariflense de, icatların üretim süreçlerinin kurbanları ne yazık ki ezilenler olmuştur. Gururluyuz. Mars’a gideceğiz. Tarih, ödenen bedellerin üzerinde şekillenirken alınan dersler ne kadar yeterli olmuştur? Ölü yıldızlara götüreceğimiz hayatlar için ödenecek bedelleri düşündüğümüzde, yine Avrupa’da sömürge gemilerine kömür taşıyan madencilerin içinde bulundukları durum ile Çin’de akıllı telefon işçilerinin durumuyla aynı ise, tarih ne kadar ilerlemiştir?

En gelişmiş teknoloji şirketlerine bile ürün yöneticileri yön verirken, kâr amacı gütmeyen oluşumların ölü yıldızlar hakkında söyleyecekleri daha önemli ve yeni şeyleri olması maalesef hâlâ dünya zenginlerinin umursadıkları en son şeydir. Mars’taki Tesla reklamı panosunu hayal ettiğinizi görür gibiyim. Merak etmeyin, gerçekleşecek! Evet, Tesla kardeşimize göre yapay zeka unsuru, bir katakulliye getirip işleri devralmazsa, insan kaynaklı olarak dünya dışı macera arayışımız yatırımların yönünü belirleyecek. Kankası Mark’ın gözünü diktiği yapay zeka unsurunun uzaya gitme macerasını da aslında çok da baltalamayacağı çok açık. Bu durum, iletişim ve dijital dünya paraleli akıllı telefon ve elektrikli araba devrimlerinin peş peşe gelmesinden anlaşılmaktadır. Ama insanların eline yapay zekaların elektrikli arabaları ele geçirmesi ihtimalini vermek, gerçek meseleleri görmelerini engellemek için birebir değil midir? Yapay zekanın insanın üretim süreçlerine engel olması komplosundan yine, sadece ezilenlerin korkması, burjuvazinin, yapay zekanın uzun vadede bile yeni üretim unsurları gerektireceğini bilmesindendir. Kısaca ne yapay zeka ne de uzaya yolculuk insanlığın acil sorunlarına hiçbir çözüm getirememektedirler. Yenilenebilir enerji kaynakları kullanımına serbest piyasa kuralları karar verdikçe durum böyle olmaya devam edecek gibi gözükmektedir. Nuh’un gemisini Nuh’un ailesi yapmış ve hikayenin sonunda bir tek onlar kurtulmuşlardır!

Liberal politikanın cidden insana dair bir strateji olmadığının kanıtlarından biri olarak da görmenin de çare yerine tespitin hiçbir yararı olmadığının kanıtı olduğu görüşünde olmakla beraber bu tekerrür’ün de azınlık oluşturmaya devam ettikçe çözüm aramamız gereken nokta olmadığı taraftarıyım. Tarihte çözüm aramamız gereken dönemeçlerin her zaman bilimi ileri taşıyan noktalardan oluşmadığı, bu tekerrürün ilerici olmadığını ve genele dair bir çözüm üretmediğini bizlere hatırlatmaktadır. Bilimsel ilerlemenin bıraktığı izler yeni sömürü şekillerini de beraberinde getirmiştir ve getirmektedir. Girişimlerin ve yatırımların eksenini pozitif bilimler altında teknolojiyle belirlenmesinin insanlığa tek katkısı göstermelik sosyal yardım kampanyalarıdır. Meşru sistem tarafından ebeveynlerin çocukları için havalı meslekler hayal etmeleri dayatılması, emeğin de yeniden üretimi konusunun burjuvazi için sorun teşkil etmemesinin sebebi olan inovasyon şirketlerinin payına düşen işi iyi yaptıklarının göstergesidir.

Nazım’ı tarihsel olarak yanıltarak şiire çamur bulaştıran çelişki; hayatı ölü yıldızlara çıkarsak bile dünyamıza ölümün inmeyeceğinin maalesef ki hiçbir garantisi olmamasıdır.

1.http://www.bbc.com/news/technology-40716301

  1. Dijital Emek ve Karl Marx – ChiristianFuchs

3.Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital- Thomas Piketty

4. Nazım Hikmet – Stransium-90

 

 

 

This entry was posted in: Makale, Türkçe
Tagged with:

by

We are sensitive. We are people who can internalize and express our encounters and experiences, and we all have different instruments of expression. We are people who generate and build meanings. We are people who have experience in producing culture from our clashes. We are academicians, artisans, craftspeople, artists, writers, illustrators, photographers, journalists, filmmakers, musicians, psychologists, it specialists, stallholders, lawyers, witnesses and sometimes accused, advertisers, students, doctors, hippies, athletes. We are everywhere, especially in Germany: we are in Australia, we are in Argentina, we are in Spain, we are in Italy, we are in Holland, we are in Russia, we are in USA, we are in Canada, we are in Switzerland, we are in Finland, we are in Estonia, we are in France, in Brazil, in Rojava, in Syria, in Lebanon, in Thailand, in Cambodia and in Turkey. Kopuntu is an interdisciplinary solidarity network founded to provide physical and digital production space, together with wider networking based upon mobilization, aimed at supporting and enabling possibilities of encounters and cooperation between journalists, academics, writers, artists, students and any other who claim to be generating ideas and correspondingly has been oppressed, silenced or precluded due to the politics that narrowed production and living space in Turkey. kopuntu.org/manifesto

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s