Ahlaksız (ve) Anne, Türkçe
Leave a Comment

Mesela Anneler Sevişse

Mesela, sarhoşum gençler.

Mesela çocuğumu birine bırakmışım. Sarhoşum ve önüme gelmiş, barda tanıştığım biriyle sevişmişim. Sonra adamın ya da kadının yanımda uyumasını istememişim, göndermişim. Adam ya da kadın bana on numara trip atmış. Değil mi ama, neden uyumasın ki yanımda?

Ama pardon, anlamadığınız bir şey var. Benim için seksle birlikte uyumak her zaman aynı şey olmayabiliyor. Çoğunlukla aynı nedenden. Herkes seviştikten sonra çocuğumu soruveriyor. Üremeyle ilgili bir şey herhalde. Ha bu arada, bu bahsettiğim adam ya da kadının (İsviçrelilerin anaokulunda cinsiyet ayrımı yapmamak için kullandığı HEN’i kullanayım da uzatmayayım) benim hayatımla ilgili “derhal-önyargısı” oluşmuş durumda.

Sohbet ediyorduk barda. Benimle sevişmek istemeden önce. İşte anlattım, çoluğum çocuğum var, şurada burada çalışıyorum, çok işim var, şunları severim, bu müziklerden nefret ederim, şu yemekleri hiç iyi yapmam, bu arada evimi arada sırada temizleyebilirim, ama çamaşırlarımı hep yıkarım ama ütülemem falan. Klasik, kendimi anlatma halim. Sevişene kadar sorun yok, her şey cicim güzel.

Ben, bir anne olarak, bununla hep karşılaşıyorum biliyor musunuz? HEN bana diyor ki seviştikten sonra, “Eee, çocuğun nerede?”

Herhalde o zaman aklına geliyor anca. Ya da sevişebilene kadar önemli değil, çok iyi seviştiğimden, sonra birden ciddi düşünmeye başlayıp anneliğimi sorguluyor.

Ya da, bu kadar çabaya, düşünceye gerek yok. Doğrudan, basit ve net bir şekilde anneliğimi sorguluyor.

Çünkü sevgili gençler, biliyor musunuz, annelerin sevişmesi günahtır. Anne dediğin şey, sadece anne olmaya ve sadece bu sıfatı taşımaya mahkumdur. Kocasına da karşı, anasına da karşı, kızkardeşine ve erkek kardeşine de karşı, hatta barda tanıştığı HEN’e de karşı anneliğiyle sorumludur. Annelik, başlı başına çok korkunç bir şey değildir (ben biliyorum) ama, anneliğe atfedilen günahlar çekilmez olabilir; verdiğin mücadeleler ve savaşlar intihara sürükleyebilir. Niye?

Çünkü aslında tahayyül edilen annenin amı yoktur. Varsa da o bir kere doğurmaya yaramıştır, ondan sonra işlevini kaybetmiştir. Zevk de ne demek?

O nedenle, bir anne çocuğunun yanından çıplak dolaşmamalıdır. Yattığı HEN’leri çocuğunun görmemesi gerekiyordur, allah muhafaza aklı falan karışır. Yoksa çocuk ahlakı, anasından bu şekilde öğrenecekse, daha doğrusu (bu demek ki) ahlakı hiç öğrenmeyecekse, kimden öğrenecek?

Ben annelerin, hem de çocukları evdeyken sevişme hakkından yanayım. Annelerin evli olup olmaması beni ilgilendirmiyor. Kimsenin kukusunu meşru olarak kime tapuladığı derdim değil. Gerçekten derdim o değil. Dolayısıyla “yalnız anneler” diye bir ayrım yapmıyorum. Bu dediğim bütün anne sıfatından sevinçli ve mustarip anneler için geçerli. Anne dediğin ister legal, meşru kocasıyla sevişir, ister başkasıyla. İster sütçüyü yatağına alır, ister başkasını. Çocuk hem çıplaklığı görür, hem erkek ve kadınların eve gelip gittiğini. Bunu görmeyen, buna tanık olmayan, bunun normal olmadığını düşünen çocuklar büyüdüğü ve anasını, karısını, sevgilisini katlettiği için bugün bu haldeyiz.

Ey anneler. Çocuğunuza yapacağınız en kötü şey, sevişmeyi, çıplaklığı, sevgiyi, özeni ayıplamaktır. Bir insan ile bir gece yaşadığınız güzel bir tecrübenin sabahında güzel bir kahvaltı edebiliyorsanız ve insan gibi konuşabiliyorsanız birlikte, ve o çocuk o sevişmeden, o gecenin başındaki flörtten ve o sabahki güzel kahvaltıdan azat edilmemişse, bu, çocuğunuza verebileceğiniz en büyük hediyedir.

Bu arada, pedofil falan gibi gerizekalıca suçlamalara karşı–malum herkesten mağduriyet, fail ve katil çıkarmaya meyilli bir insan hakları ve öyle bir ifade özgürlüğü alanındayız–bir şeyi açıklığa kavuşturayım: Çocuk kişiyi sevişirken odanıza alın ya da izlesin ya da o minvalde saçma sapan bir takım, çocuğun daha kendi keşfetmediği tecrübeleri küçük yaşında zorla anlatan ya da yaşatan şiddet ya da taciz/tecavüz içerikli hareketlere maruz bırakın demiyorum kesinlikle. Ayıp lan. Bunu okuyup onu anladıysanız, bu siteyi derhal terk edin zaten.

Aksine. Başka başka kadınları, adamları seviyorsanız bir gecelik, üç gecelik, beş aylık, bırakın o sevgiyi, tutkuyu, cinsellik hissini çocuk da hissetsin. Çünkü insan, çocuk da olsa, hatta özellikle çocuk ise, başka türlü insanlığından ve çıplaklığından utanmaktan vazgeçemez.

Evet, bizler, hepimiz insanlığımızdan utanarak büyütüldük. Cinsel varlıklar olmamız da tabu. Çocuklarımıza da bunu öğretiyoruz. Yapmayın, etmeyin. Seviyorsanız, sevin. Sevişiyorsanız, sevişin. Analara sesleniyorum: Eve HEN’lerin gelip gitmesi sorun değildir. Ahlakını bozan, bu gelip-gitmelerin ahlakını bozduğu düşüncesidir. Yaşadığınız ne ise, onu açıkça yaşayın.

Yoksa Bedri Rahmi’nin şiirini hiç anlamamışsınızdır ki zaten; siz hep geniş zamanlar, uygun cinsiyetler ve cinsler ve ırklar ararsınız sevmek için.

Bu da böyle bir meramım olsun. Sevişin gençler. Sevişin anneler. Hatta anneler, daha çok sevişin!

grafik: vecteezy.com

This entry was posted in: Ahlaksız (ve) Anne, Türkçe

by

We are sensitive. We are people who can internalize and express our encounters and experiences, and we all have different instruments of expression. We are people who generate and build meanings. We are people who have experience in producing culture from our clashes. We are academicians, artisans, craftspeople, artists, writers, illustrators, photographers, journalists, filmmakers, musicians, psychologists, it specialists, stallholders, lawyers, witnesses and sometimes accused, advertisers, students, doctors, hippies, athletes. We are everywhere, especially in Germany: we are in Australia, we are in Argentina, we are in Spain, we are in Italy, we are in Holland, we are in Russia, we are in USA, we are in Canada, we are in Switzerland, we are in Finland, we are in Estonia, we are in France, in Brazil, in Rojava, in Syria, in Lebanon, in Thailand, in Cambodia and in Turkey. Kopuntu is an interdisciplinary solidarity network founded to provide physical and digital production space, together with wider networking based upon mobilization, aimed at supporting and enabling possibilities of encounters and cooperation between journalists, academics, writers, artists, students and any other who claim to be generating ideas and correspondingly has been oppressed, silenced or precluded due to the politics that narrowed production and living space in Turkey. kopuntu.org/manifesto

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s