Burag Peksezer, Deneme, Türkçe
Comments 30

Yunanistan’da Ne Arıyoruz?

Bugünlerde herkes ya Yunanistan’da tatil yapıyor ya da orada gelmiş adaların güzelliğini, insanların sıcaklığını övüyor. Doğrudur, gerçekten güzel yerler. Ama işin asli, o insanların çoğu bizim buradan göçen insanlar ve onlar bizim kıyılarımızda yaşarken Ege’nin bu yani da (onlar Minör Asia der)aynen böyleydi; daha yaşanılır ve daha insancıl… Sonra ise onları düşman belledik, sürdük ve onlardan kalanları da yok ettik. Şimdi iki parça deniz görmek ve huzur bulmak için Yunanistan’a gidip “işte medeniyet” diyoruz. Adamların balta girmemiş sahillerini, güzelim evlerini ince işlenmiş eşyalarını övüyoruz. Zaten şehirlerde bile en çok onlardan kalan yerleri övmüyor muyuz, İzmir kordon olsun, Fener balat olsun, adalar olsun.. HEPSİ de bize onların mirasıydı bizde… Sürdüğümüz adamlarım yuvasını özlüyor, yaşam arıyoruz. Yaşadığımız ilahi adalet değil ama ilahi bir komedi belki de…

Ben Kınalı Ada’da büyüdüm, İstanbul’daki Prens Adaları’nın kente en yakın olanında, hani şu tepesinde antenleri olan… Her yaz okullar kapanır kapanmaz giderdik, denize girdiğimiz, sokaklarında istediğimiz gibi oynayabileceğim bir vahaydı benim için ve Vasili için, Geo için, Doruk için, Can için, Sayat için, Arden için ve Engin için… Kimin hangi dili konuştuğunu hiç umursamazdık, hiçbirimiz diğerimizin arkasından kötü söz etmedik. Ada kültürü buydu bizim için ve tüm o renkli binaları, bisikletli sokakları ve at arabaları ile bir nevi eski İstanbul’du benim için. Şimdi ise her gidişimde biraz daha kayboluyor o eski doku. Her yer sevimsiz binalarla doluyor ve sanki adalar giderek Türkiye’nin geri kalanına benziyor. Tekdüze, ruhsuz ve gri… İstanbul da böyle farklılıklarını, renklerini ve değerlerini kaybettikten sonra yaşanmaz olmamış mıydı, hatta bütün Türkiye? Ve o güzeli dokuyu bulmak için pek çoğumuz Yunanistan’a gidip ah çekmiyor muyuz?

This slideshow requires JavaScript.

Anneannem Fener’de Rum arkadaşlarıyla, Rum komşularla büyümüş, onların dilini bilir, hala da biraz anlar. Biz Kurtuluş’ta otururken eski bir ev gördüğünde balkonuna veya kapısına bakarak onu inşa edenin Rum olup olmadığını hemen anlardı. Onun söylediğine göre, eski Rumlar – bilhassa Pontuslular- kalfalıkta çok ünlülerdi. (Belki de Laz müteahhit geleneğini başlatanlar onlardır.) Şu an o evlerin çoğu artık yok, kentsel dönüşüme kurban gittiler. Onları inşa edenler de yok, Yunanistan’a göçtüler, Daha doğrusu göç ettirildiler. (1922 Nüfus Mübadelesinden bahsetmiyorum. 1942’deki varlık vergisinden., 6-7 Eylül olaylarından, 1964 zorunlu Rum göçünden, 1990’lardaki Kardak “krizinden” bahsediyorum, aşağıda hepsinin linki var, gönlünüzce bakın.). Her olay binlerce insanın göçüne sebep oldu. Her göçten sonra biraz daha eksildi semtler ve şehirler. Ne Orhan Veli şiirlerindeki Eleniler kaldı, ne de Edip Cansever şiirlerindeki kürkçü Yorgolar. Ama gidişleri yetti mi? Elbette hayır. Her ne hikmetse her milliyetçi hezeyan en çok inşaat şirketlerine yaradı. Birileri rant istedi, birileri ise Rumlardan kalan izlerin silinmesini. Güzelim eski Rum evleri yıkıldı, mahalleleri yeniden pazarlandı. Alan razı, satan razı…

Soyu binlerce yıl ötesine giden, Anadolu’da iz bırakılmamış alan bırakmayan Grek – Helen kültürünü yok etti bu ülke. Sadece iktidar partisinin işi değil bu, “Atatürk olmasa hepinizin adı Yorgo olurdu” diye baş baş bağıranlar da bunun içinde. Çok değil 100 sene öncesine kadar Anadolu’da ve evet Tüm Anadolu’da, sadece Ege kıyısında değil, Pontuslu Rumların binyıllarca yaşadığı Karadeniz kıyılarından Türkçe konuşan Karamanlı Rumlara ve hatta Diyarbakır’a kadar her yerdeydiler. Soyu Antik Yunan’a kadar dayanan bu milletten geriye bugün 1500 kişi ya kaldı ya kalmadı, maşallah hepsini denize döktük, onlardan kalanlara da beton döktük (ama yerli beton;)

Bugün ne Vasili kaldı ne de onu olduğu gibi tanıyıp sevecek Can veya Engin. Hepsi ya yurt dışında veya yurt dışına çıkma hayaliyle şu anda bir Yunan adasında tatilde. Seneler önce ateşlenen nefret silahı kendi kendisini vurdu ve şu an hepimiz bunun acısının çekiyoruz.

Okul sıralarda denize dökmekle övündüğümüz adamların ülkesine gidip tanıdık tatlar arıyoruz, belki de hiç tanımadığımız bir geçmişi özlüyoruz…

Linkler:

1942 Varlik Vergisi:

https://en.wikipedia.org/wiki/Varl%C4%B1k_Vergisi#cite_note-27

6-7Eylul 1955:

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ayse-hur/6-7-eylul-1955-yagmasi-ve-1964-surgunleri-1428641/

1964 Zorunlu Goc:

http://www.21yyte.org/tr/arastirma/teostrateji-arastirmalari-merkezi/2014/03/14/7489/1964te-turkiyedeki-yunanlilarin-sinir-disi-edilmeleri

Burag Peksezer

This entry was posted in: Burag Peksezer, Deneme, Türkçe

by

We are sensitive. We are people who can internalize and express our encounters and experiences, and we all have different instruments of expression. We are people who generate and build meanings. We are people who have experience in producing culture from our clashes. We are academicians, artisans, craftspeople, artists, writers, illustrators, photographers, journalists, filmmakers, musicians, psychologists, it specialists, stallholders, lawyers, witnesses and sometimes accused, advertisers, students, doctors, hippies, athletes. We are everywhere, especially in Germany: we are in Australia, we are in Argentina, we are in Spain, we are in Italy, we are in Holland, we are in Russia, we are in USA, we are in Canada, we are in Switzerland, we are in Finland, we are in Estonia, we are in France, in Brazil, in Rojava, in Syria, in Lebanon, in Thailand, in Cambodia and in Turkey. Kopuntu is an interdisciplinary solidarity network founded to provide physical and digital production space, together with wider networking based upon mobilization, aimed at supporting and enabling possibilities of encounters and cooperation between journalists, academics, writers, artists, students and any other who claim to be generating ideas and correspondingly has been oppressed, silenced or precluded due to the politics that narrowed production and living space in Turkey. kopuntu.org/manifesto

30 Comments

  1. Pingback: Yunanistan’da Ne Arıyoruz? — Biz Varız!|We Exist! – Kimsenin En İyi Arkadaşı Olamadım

  2. yazidaki ”İstanbul da böyle farklılıklarını, renklerini ve değerlerini kaybettikten sonra yaşanmaz olmamış mıydı, hatta bütün Türkiye? Ve o güzeli dokuyu bulmak için pek çoğumuz Yunanistan’a gidip ah çekmiyor muyuz?” fikrini cok sacma buldum. yunanistana giden turistlere sorsaniz gulmekten halak olurlar. adamlarin ne tarihten haberi var, ne toplumlar arasi iliskilerden.

    Like

  3. Şule Karaaslan says

    Ağustos’ta Kos’a gittim. Diğer Yunan adalarındakiler kadar dürüst ve ilkelilerdi. Bir taksi’ye bindim. Bir ücret ödedim. Şehir dışı 20-25 kmlik bir mesafe. Dönüşte yine merkezden taksi çağırdım. 25 km geldi ve bizi geri götürdü. Sonuçta geldiğim ücretin aynını ödedim. Hayret çift ücret almadı. Deniz kıyısındaki lokantalarda porsiyonlar ve ücretler aynı. İçecek fiyatları 5 yıldızlı otelle diğer lokantalarda aynı. Tosos’ta otelin plajında çıt yok. İlginç Türklerde sessiz. Keşke Bodrum Çeşme’de de bunlar olsa. Huzur ve güven, bozulmamış doğa, kıyılar. Hepinize sevgiler, Avrupa Birliğinin ilkeleri bunlar belki.

    Like

  4. Yorgo says

    Bende Kinaliada’da 18 yaz tatilerimi orda gecirdim. 1 haziran’dan 29 Ekime kadar. Evimiz Mimoza ‘nin karsisinda idi ( obir kenarda). Dediginiz gibi oldu ve baska’da kucuk kucuk engeller vardi. Ilkokul’dan Orta’ya gecmek icin Turk lisansinda imtihan vermek lazimdi. Nicin? Zor zamalar ama guzel zamanlar. Cok tessekurler yazdiklariniz icin.

    Like

  5. Orkun says

    Bu toprakları ihanetten kurtaranlara düşman bir zihniyetin ülkeyi getirdiği baskıcı ortama ve uyanık – fırsatçı yerli esnafa karşı ekonomik bir nefes alma destinasyonu olmuştur Yunan adaları.

    Sizin ise ne amaca hizmet ettiği meçhul, toplumu okumaktan uzak yazınızı son derece anlamsız buldum.

    Anlamsız buldum, çünkü tarih sahnesinde sürekli savaşlar olmuyor gibi yazmışsınız. Mübadele sanki tek taraflı olmuş gibi yazacakmışsınız neredeyse de, Yunanistan’a dokunur diye endişe edip açıklama yapmışsınız. Ever, 6-7 Eylül olayları yüz karasıdır.

    Ama yazınız sanki hep Türkler kötü de, karşı taraf melek der gibi olmuş. Hani sanki azıcık daha cesaret etseniz, Yunan 1. Dünya savaşını kazanıp da kesseydi Türkleri diyeceksiniz. Grek-Helen bu topraklarda eserler bıraktı kabul, Türkler son bin yıldır oturdukları bu topraklarda hiç mi birşey yapmadı?

    Yani ben ki bu Osmanlıcılık, muhafazakarlık, CHP dahil %80 oranında antidemokratik kafadan bıkmış birisiyim. Bu toprakların insanına üstü örtülü hakaret etme ve tek yanlı yazınızdan çok rahatsız oldum.

    Elbette fikirlerinizi yazın da, çamur attım izi kalır şeklinde değil, tarafsız yazın.

    Like

  6. NY says

    Kınalıada’da aynı anılara sahip biri olarak tamamen katılıyorum.

    Like

  7. Şükran says

    “İstanbul değerlerini kaybetmiş,te yaşanmaz olmuşta millet yunanistana kacıyormuş” yok ya sen uzun zamandır istanbul’a gelmedin tabii .Kim ne derse desin ülkemin heryeri yaşanak kadar güzel sahil desen bizde otel desen bizde ya Türkiyede tatil yapan yunanistana uğramaz bile.Dünyanın hiç bir yerinde ‘herşey dahil’ hizmet veren otel yok,bak arkadaş yunanistana son zamanlarda kimler gidiyor biliyormusun,şimdi yeni bir merak var yurt dışına gitmek işte bu .uzaklara gidemeyenler en yakın yere gidip millete ,biz yurt dışındaydık havasını atmak için gidilen yer yunanistan.Nesini merak edelim gidenin hayal kırıklığı yaşadığı bir yer.Ben Edirneli’yim biliyorum.Yemek desen aynı kültür desen fark yok…Adalar desen içler acısı…Yani yunannitan bitmiş ağlayanı yok……..

    Like

    • Fermude kassas says

      Önce yazılanları dikkatlice okuyun, Edirne’den değil istanbuldan söz ediliyor. Ege kıyılarından söz ediliyor. Zahmet olmazsa kendi halkını koruyamamış bir idare zafiyetinin yakın tarihte hiç ayırım yapmaksızın halkına ettiği zulmü ve adaletsizliği yazan belgeleri, hatıratları, makaleleri okuyun, bu nasıl bir duyarsızlıktır. Bu yaklaşımla tarih boyu savaşlar yapılmış Hale’n de yapılıyor. Allah herkesi doğru yola getirsin, bu kavgacı, hiç bir yere sığmayan, bir türlü doymayan gözü kararmış, niyeti karanlık yaklaşımdan arındırsın, kısacık ömrümüzü kavga dövüş olmadan geçirelim.

      Liked by 1 person

  8. “Atatürk olmasa hepinizin adi yorgo olurdu “demeyip ne deseydik?Denize dökmeyip işgale sessiz mi kalsaydik?!

    Like

  9. Sezgin says

    Adadaki guzel çocukluk günleriniz size hatalı kavram kullanma hakkını vermez.
    Rum tabiri Anadolu insanının nerdeyse tamamını kapsar ve Romalı demektir. Yani roma vatandaşı. Anadoludaki Türkler dahil tüm etnik unsurlar Rum olarak ifade bulur. Bu gruplar helen ya da grek degildir.

    Like

    • zerrin says

      cok buyuk bir yanlis dil ve kultur daima yunan ve din greec ortodokstur. dogu roma imparatorlugu diye oyle anildi (turkler tarafindan) ama halkin romalilarla alakasindan degil.

      Like

  10. Adem says

    Hanımlar ve beyler, yazının bir yerinde “onları sürdük” deniyor, cahilce bir ifade, mübadeleyi biz istemedik talep Yunanistan dan geldi. Adamlara yalakalık yapacağız derken gerçekleri saptırmayın, güzelse güzel dersin olur biter, ha yok ben tarih anlatırım dersen cevabını alır böyle oturursum bu tarafının üstüne. Saygılarımla

    Like

  11. ee çocukluk anıları hep öyle güzeldir. Sistemin çarkında değilsin para kazanmıyorsun, saçına düşen yağmurun paçana bulaşan çamurun ilk dokunuşları kim olsa unutmaz. Ama kazın ayağı öyle mi?
    Başta İzmir ve İç batı egede yunanlılar tarafından tecavüze uğramayan tek Türk kadının çocuğu olsan bile aşikar şekilde evinin yakılmasını yıkılmasını sadece yöre halkının sorunu yapmamamız batmış olmalı size. Bunu biz milli sorun yaptık. Hatta milleti birleştirici unsurlarına yunan düşmanlığını ekledik. Artık sen düşün kaç Türk kadını tecavüze uğramış kaçı parçalanıp parça parça sokaklara atılmış.
    Hatta bu da yetmemiş yunana 1 karış toprak vermemeğe yemin etmiş bu ülke. Hangi ülkeden oluran ol Türkiye’de arsa ev sahibi olabilirken yunanlı tek bir oda bile satın alamaz diye kanunlara koymuşuz.
    30 Ağustos’ta insanlıktan uzak aşağılık bir milleti biz denize dökerken bu günlerde
    SEN NEDEN BAHSEDİYORSUN GAFİL

    Not: Pontus’a gelince önünde internet yunanca ve ingilizce araştır gör bakalım yunanın idea’ları hala ne kadar diri. Başta Samsun toprakları pontusu kurmak için örgütlenen kaç internet sitesi var, var da gör senin şu biz dediğin yunanın öbür yüzünü..

    Bu arada sen burada yunana methiye yazarken daha 2016’da yunan milletvekilin ne yaptığını da şurdan bir izle.

    Like

    • zerrin says

      Yunanlarin yaptigi Turklerin yaptiklari yaninda devede kulak kalir. ulke de sadece 1000 kisi rum kaldi .kliseler ahir oldu buna ragmen Turkler istedigi zaman Yunanistanda oda da aliyor evde aliyor iste kuruyor.

      Like

      • bazı insanlar salaktır ama bu yazının sahibi bunca açıklamadan sonra göstere göstere vatan haini.
        Ben şu anda buraya yazılan yorumlar nasıl siliniyor onun derdindeyim..

        Like

  12. Ahmet Y. says

    Hiçbir kanıt ve dayanak olmadan haybeden yazılmış bir yazı. Atatürk’ün yaptıkları zorlarına gitmiş belli ki. Bu ülkede öldürdüğünüz masum sivillerin hesabını vermeden, Kıbrıs’ta yapılanlara bakmadan bu yazının yazılması komik. Bina yapılarını eleştirirsin anlarım ama şunu da bilmek gerekir ki gerek Trabzon’daki Rum yapıları gerek İstanbul’da olup günümüze kalan yapılar devlet tarafından korunmakta. Tamamen algı yönetimi için yazılmış bir yazı olduğunu düşünüyorum.

    Like

  13. Yalçın Temizocak says

    Yazınızın içeriğinde büyük bir masumiyetle (!) buradan gönderilen rumlardan bahsediyorsunuz.Ben de bir muhacir çocuğuyum ve babam,ablası ve annesiyle Selanikteki evleri barklarını bırakarak mübadeleye tabi olacaklar ve Türkiye’ye gelecekler.Durup oturduğu yerde bunu kim ister.Üstelik anadolu rumu osmanlı tabiiyetindeyken kendi vatanlarına ihanet etmişlerdir.İzmiri işgal eden Yunan askerlerini ilk olarak Osmanlı tabiiyetli başpiskopos takdis ederek onlara “Türkler’in öldürülmelerinin caiz olduğu” telkinlerinde bulunmuştur.Oysa Selanik ve diğer trakya ve balkanda bulunan Türkler ne Osmanlıya ne de Yunan halkına mezalim uygulamamışlar bilakis kendileri mezalim görmüşlerdir.Aynı Kıbrıstaki gibi.Ne dersin Yorgo,lütfen gel de bu işi yaşamışların çocuklarından öğren bunu.İzmir’e beklerim.
    Bu arada başta İstanbul olmak üzere EGE yi ve diğer kentleri bozan,sonradan görme sözde İstanbullular olduğunu da hatırla.

    Liked by 1 person

  14. Ayhan Tutcu says

    Biz maalesef eğitim seviyemizin düşük olmasından dolayı bazı şeyleri idrak edememiş, milliyetçi duygularla istemeyerek de olsa ülkemizin kültür seviyesi yüksek bir ülke olmasına engel olmuş, dolayısıyla tüm bunlar medeni ülkelerin çok gerisinde kalmamıza neden olmuştur.
    Farklı dini ,kültürü olan iç içe yaşadığımız Rum, Ermeni ve Yahudi vatandaşlarımızla birlikte zengin bir kültür hazinesine sahip olacağımıza (tıpkı Fransa örneğinde olabileceği gibi) çeşitli nedenlerle bu vatandaşlarımızı küstürüp yada yıldırarak ülke(mizi!)lerini terk etmelerine sebep olmuşuzdur.. Ben kendi adıma ülkelerini terketmek zorunda kalan ,gerçek kardeşlerimiz olan vatandaşlarımızdan özür diliyor ve bizi affetmelerini diliyorum.(yoksa aynı dinden diye ne Araplar ne Pakistanlılar nede değişik dini olan ülke vatandaşları benim kardeşimdir. Türk pasaportu taşıyan herkes benim kardeşimdir..
    Geçmişte vatandaşlarımıza bu tür acı olayları yaşatanları da nefretle kınıyorum..

    Like

  15. Marios Kordellas says

    Βen Yunanlıyım ama hıc katılıyorum… Turkiye’de yunan adasinin guzeligi ile cok yerler var….. Cunda? Bodrum? Ayvalik? Bozcaada? Kapadokya? Ne diyorsunuz siz be? Bence Turkiye dunynanin en guzelerinden biri….

    Like

    • Marios Kordellas says

      Ama evet Turkler ve Yunanlar bir hayat beraber yasandigimiz katiliyorum ve tekrar istiyorum 🙂

      Like

      • Marios Kordellas says

        Turkyunanistan 🙂 Yada SMEF? ( Southeastern Mediterranean Federation? ) 🙂

        Like

    • zerrin says

      yine rum kulturunun arkada biraktiklarindan bahsediyorsun cunta tenedos halikarnasos,kapadokia. yani ayni seyleri diyorsun

      Liked by 1 person

  16. Tarihçi says

    Bizim Yunan dediğimiz Hellenler, Ege’nin batısındaki memleketlerine “Hellas” doğusundakine de “İyonya” derler. “Yunan” da “İyonyalı” demektir. “Minor Asia” (Küçük Asya) ise Anadolu için herkes tarafından kullanılan bir tabirdir. Kalitesiz bir yazı…

    Liked by 1 person

  17. Hami says

    Deneme taraflı Türkiye Cumhuriyeti tarihine ağır ithamlarla dolu bir yazı. Yakaladığım bazı gerçeğe aykırı hususlar;

    1- Millet meclisinin ordusu Rum halkını topraklardan kovmadı. Yunanistan ordusu o dönemde Anadolu halklarının tanımadığı Sevr andlaşmasını uygulamak için Anadolu topraklarını işgal etti ve oradaki insanları öldürdü. Kimi Rumlar da Yunanistan ordusuna katıldı kimi Rum T.B.M.M. ordusuna katıldı. İki ordu savaştı, Yunanistan askerleri (Rumlar değil, işgalciler) denize döküldü. Aralarında ittifak devletlerinin askerleri de şüphesiz vardı. Yazarın deyimiyle Türkler Rumları kovmadı, işgalcileri kovdu.

    2- Osmanlı İmparatorluğu tebaasından biri olan Rumlar bugün Türkiye sınırında kalan yerleşim yerleri bıraktılar. Tıpkı Kos, Rodos ve Yunanistan’ın diğer topraklarında yaşayan müslümanlar gibi ( Arap, Ermeni, Helen, Türk, Kürt, Boşnak vs.) Yunanistan devletinin yıkmadıklarını gidip görebilirsiniz. Ancak şehirlerin en güzel yerleri katiyen Rumlardan ya da Osmanlı tebaasından herhangi birinden kalan evler vs. değil gidin tarihi yarımadayı bir gezin esas İstanbul’da hangi kültürün eserleri var. Sevip sevmemek tabii kişinin kendisine kalmış.

    3- Devlet’in kurucularından Mustafa Kemal Atatürk ne mutlu Türk’üm diyene dedi. Devletin kuruluş felsefesinde Türk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını ve kendisini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hisseden kişileri temsil eder. Pek ala bir Yunanistan’lı da kanuni şartları yerine getirince Türk olabilir. Türk ordusuna girenler de bu seçimi yaptı ve komşularına silah kaldırıp çılgın maceradaki Yunanistan ordusuna katılmadılar.

    4- Bizim talihsizliğimiz ülkede yolsuzlukların dünyanın birçok yerine göre yüksek olması ve inşaat sektörünün yolsuzluğun merkezinde olmasıdır. Cumhuriyet tarihi boyunca Yöneticilerin menfaat karşılığı mevzuata aykırı şekilde yapılaşmaya göz yumması bugün İstanbul’u bir bina çöplüğü haline getirdi. Kurtuluş Savaşı sonrasında çeşitli sebeplerle ülkelerini terk etmek zorunda bırakılan Rumlar ülkede kalsaydı da bugün durum pek farklı olmayacaktı zira büyük şehirleri mahveden iç göç onlar ülkede kalsaydı da durmayacaktı. Yöneticiler artan konut problemine kısa yoldan çözüm bulmak için betonarme ucubelere göz yumdular.

    5- Türkiye topraklarında mimari eserlere zulüm Osmanlı’nın tek bir tebaasına yönelik değildir. Rant getirecek çoğu yerde bulunan eser millet din ayrılmaksızın katledilmiştir.

    Sık sık Yunanistan’a tatile giden ve Yunanistan vatandaşlarıyla beraber okula gitmiş biri olarak okul sıralarında denize döktüklerimizin işgalci Yunanistan ordusu olduğunun şimdi ise dostlarımın ülkesini ziyaret ettiğimin bilincindeyim çok şükür.

    Açın tarihe bakın 1. Dünya Savaşında Osmanlı’yı birçok cephede perişan eden Britanya Ordusu o savaştan önce Kırım’da Çarlık Rusya’sı ordularına karşı çarpışıyordu. Yunanistan Ordusu Anadolu’yu 90 küsür yıl önce işgal etti diye bin yıkı aşkın süredir beraber yaşadığımız insanlara kin beslemek de fena halde abestir.

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s