Month: July 2017

Marjinal bir hukuk terimi: Linç -2

  Modern Hukukun Çatlağı Hukukun ne olduğuyla ilgili 1800’lerin sonunda başlamış, ilk kez Malinowski’nin alan araştırmasına çıkıp zorunlu olarak iki sene kalmasının sonundaki gözlemleriyle çıkan “Hukuk gerçekten nedir?” başlıklı tartışmayı kısaca anlatacağım. Bu tartışma ilginç bir yerde durmaktadır, özellikle antropoloji ile hukukun, antropolog ile hukukçunun çok az tanık olunacak kesişmelerinin ilki olduğu için. Hart, Hukuk Kavramı kitabına aynı soruyu sorarak başlar: Hukuk nedir? İlkel hukuk Hart’ın hukuk tanımında yerini bulamamaktadır, öyle ki ilkellerin hukukunun hukuk olup olmadığı ikilemi bile oldukça önemsizdir. Hukukun özü ve doğasıyla ilgili bir cevap verilecekse, bu ancak ve ancak yasa, mahkemeler ve merkezi olarak örgütlenmiş yaptırımlar olabilir —ki ilkel hukukta bu tip bir merkezi otoritenin gücüne bağlı bir yaptırım mevcut değildir.[1] Gelenekler (custom) bir hukuk sistemi sayılmaz, tıpkı halkın düzensiz, merkezi bir otoriteye bağlı olmaksızın gerçekleştirdiği yaptırımlar gibi. Bunun karşılığında Fuller hukuku, toplum olma halinin bir parçası olarak görür. Ona göre Hart’ın mahkemelere, otoriteye ve yasalara verdiği önem, hukukun otonomisini yüceltmekten başka bir şey değildir. Hukuk çok geniş bir çerçevede anlaşılmalıdır ve eğer toplumsal bağlamdan koparılırsa, kendisini desteklemekten eksik kalan bir …

Fragmanlar – Komşu Evi

  Bu kış balkonu içeri aldırmayı düşünüyorum. Evin metrekaresi büyür hem. Anca toz topluyor bu haliyle. Zaten balkona da çıkmıyorum pek. Eskiden Rasim’le baş başa balkon kahvaltılarımız olurdu hafta sonları. Şimdi Rasim yok. Balkonunu da alıp gitti sanki bu dünyadan. Balkonun eve ve bu dünyaya dahil olduğunu düşünmüyorum artık. Oda, odacık veya salon olamamış; yeterince gelişememiş bir uzuv o sadece. Ev uzvu… Evet evet! Genişlemesi lazım bu evin. Hem alt komşu da yaptırdı aynısını. Meziyet Abla… Onun Rasim’i çok balkonlar götürmüştü evlerden Meziyet Abla’ya gelene kadar. “Homemade Rasim!” Hah, çok komik. Nereden aklıma geldi? Jübileyi, Bahçeli Apartmanı’nda yaptı rahmetli. Bir de balkondan korkuyorum ben. Atlayabilirmişim gibi geliyor bana. Atlasan atlanır, düşsen düşülür yani. Tedirgin oluyorum. Kendimden emin olamıyorum. Heyecana kapılır şöyle bir bırakırım kendimi diye düşünüyorum. Ölmeyi düşündüğümden değil canım. Bir anlık kendini kaptırıvermek diyelim. Lunaparkta gaza gelip gondola binmek gibi. Ama bunun inişi yok. Yani, inişi var da elbette, sert bir iniş, daha doğrusu düşüş. Balkonu içe alırsam daha güvende hissederim kendimi en azından. Bulaşmam bu tarz bir heyecana. İçerisi iyi. Sigarayı da pervaza …

KaralıYorum: Tabiatın kanser hücreleri ‘’İnsanlar’’!

Ayten Karabulut Ortalama 70 yıllık bir yaşam süreci olan bu hücreler, tabiatın şeklini, işleyişini, yapısını, yaşamını gayet ustaca bozmakta ve yavaş yavaş yok etmektedir. Hızla çoğalan bu hücrelerin vereceği zararların haddi hesabı yoktur. 15 milyar yıl önce Bing Bang (Büyük Patlama) ile oluşan evrendeki doğumu sonrasında 5 milyar yıl önce meydana gelen dünya kütlesi üzerindeki yerini 3,7 milyar yıl önce alan tabiat ana, son 202.000 yıl öncesine kadar gayet sağlıklı bir yaşam sürdürmekteydi. M.Ö. 200.000’ li yıllarda kaptığı ‘’Homo Sapiens’’ virüsü başlarda tabiatın yaşam sistemine ayak uydurmakta ve zararsız görünmekteydi. Günden güne çoğalmaya ve kendini güçlendirmeye başlayan bu hücreler avlanmaya başlamaları sonrasında tabiattan çalmaya başladılar. Her geçen gün zekice ve sinsice gelişerek 500.000 yıl önce modernleşmeye başladılar, bugünlere geldiler ve sayıları 7,5 milyara ulaştı. Tabiatta sadece %1,5-2’lik orana sahip olan bu virüs türü, zevk için öldürmeleri, zevk için beslenmeleri ve tabiatı yıkıma uğratıp betonlaştırmalarıyla bilinir ve sahip oldukları orana nazaran tabiatın en ölümcül canlılarıdır. Sert mi oldu? Durun dahası var! Keyifleri için hiçbir tadı olmadığı halde Köpek Balıklarını avlar, yüzgeçlerini keser ve okyanusa geri atarak …