Edebiyat
Leave a Comment

KaralıYorum: Ben ve Kendim!

Ayten Karabulut

Ben ve Kendim Foto

‘’Kendilerini tek başına kalmış bulmaktan korkan insanlar, kendilerini hiç bulamazlar.’’

A.Gide

Birçok insanın izlerken sıkılacağı, bana göre ise gerçekte yalnızlıklarını görmekten kaçındıkları bir eser olan The Lobster (İstakoz) isimli filmden çok etkilendiğimi ve dünyanın ilişki mekanizmasını Çaaat! diye gözümüze soktuğunu düşündüğümü itiraf etmek isterim. Yalnız insanların bir otele toplandığı, belli bir sürede kendine uygun bir eş bulamayanların bir hayvana dönüştürüldüğü, bu sebeple uygun olmasa da kendini birilerine zorla uydurmaya çalışan insanları konu alan (bana göre muhteşem) bir film…

Dünya üzerinde gerçekte ilişkiler, bir hayvana dönüştürülmek de dahil, böyle değil midir? Toplumun belirlediği bir yaşa gelip de hala yalnız yaşayan bir birey için düşünülenler;

          Kesin sorunlu bir tip, kimseyle anlaşamıyor belli ki

          Bencilin teki olduğu nasıl da belli, kendisinden başkasını sevemiyor demek ki

          Tek eşli olamadığı için yalnız bence, sapkının teki sanırsam

değil midir?

Sana ne kardeşim, hangisiysem hangisiyim… Bencilim, sapkınım, anlaşamıyorum, gıcığım, şıp sevdiyim, asosyalim, narsistim! Ya da en güzel olanı ‘’Bu aralar kendimle bir şeyler yapmak istiyorum.’’…

Hah işte ‘’Bunu diyebiliyor muyuz?’’ kısmı aslında önemli olan… SANA NE?

Yalnız kalmama konusunda o kadar acımasız baskılara maruz kalıyoruz ki, kendimize bile cehennem ediyoruz kendimizle baş başa kaldığımız her anı! Hayatımızdan giden her insan hatamız olarak yazılıyor yaşam defterimize.

E insanız, konuşacak dertleşecek birilerini arıyoruz. Kendi kendimize konuşsak deliyiz, kendimizi sevip takdir etsek narsistiz, kendimizle sinemaya gitsek ısızız, bara gitsek aranıyoruz bi rahat vermezler… Nasıl yalnız bir şeyler yapabiliriz ki, ne haddimize?

Gerçekten canımız istediğinde birilerini hayatımıza dahil edip, canımız istemediğinde ise müsaade istemenin ‘’Dengesizlik’’ olarak değerlendirildiği bir kabul edilmezlikte nasıl yalnız kalmayı tercih edebiliriz ki? Acı da çeksen, işkence de görsen, gıcık da olsan, ruhun da daralsa, isyan da etsen birilerini çekeceksin arkadaş! Yoksa tü kakasın, kabulün yok bu camiada!!!

Daima birileri bizi beğensin de yalnız kalmayalım diye makyaj yapar, kilo verir, elit olur, aslında isteyip istemediğimizi bilmediğimiz her türlü -i-Ş-kenc-EYE maruz bırakırız kendimizi. Her şeyi başta kendimiz için yapsak keşke! Benim kendimi nasıl sevdiğim daha önemli olsa…

Yalnız kalmayı tercih ettiğimiz ya da yalnız bırakıldığımız her an kendimize yaklaştığımız ve çok iyi değerlendirmemiz gereken bir adımdır. Kendimize yaklaşmaktan korkmak, asıl ürkütücü olan. Derdim yalnızlık değil, yalnız kalmaktan korkmak zorunda olmak…

Kendimize sarılmamıza hiçbir korku engel olmasın!

This entry was posted in: Edebiyat

by

We are sensitive. We are people who can internalize and express our encounters and experiences, and we all have different instruments of expression. We are people who generate and build meanings. We are people who have experience in producing culture from our clashes. We are academicians, artisans, craftspeople, artists, writers, illustrators, photographers, journalists, filmmakers, musicians, psychologists, it specialists, stallholders, lawyers, witnesses and sometimes accused, advertisers, students, doctors, hippies, athletes. We are everywhere, especially in Germany: we are in Australia, we are in Argentina, we are in Spain, we are in Italy, we are in Holland, we are in Russia, we are in USA, we are in Canada, we are in Switzerland, we are in Finland, we are in Estonia, we are in France, in Brazil, in Rojava, in Syria, in Lebanon, in Thailand, in Cambodia and in Turkey. Kopuntu is an interdisciplinary solidarity network founded to provide physical and digital production space, together with wider networking based upon mobilization, aimed at supporting and enabling possibilities of encounters and cooperation between journalists, academics, writers, artists, students and any other who claim to be generating ideas and correspondingly has been oppressed, silenced or precluded due to the politics that narrowed production and living space in Turkey. kopuntu.org/manifesto

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s