Röportaj, Sanat
Leave a Comment

Neriman Polat: Sanatta ifade özgürlüğünden bahsetmek imkânsız!

“Sanat baskıya boyun eğmez, direnir, umudum bu.”

 

Neriman Polat, Türkiye’de çağdaş sanatın önemli isimlerinden. Ulusal ve uluslararası alanlarda sergilenen fotoğraf, video ve enstalasyon üreten Polat’ı, gerek Depo’daki sergileriyle, gerek Hafriyat Grubu üyeliğiyle, gerekse de sanatında işlediği güncel ve hayatın ana damarlarına dokunan konularıyla, ama öncelikle aktivist bir kadın sanatçı olmasıyla tanıyoruz.

Ben ise Neriman Hoca’yı ta on iki yaşından, benim resim öğretmenim olduğu zamandan tanıyorum. Hoca dediğime bakmayın, böyle demem çocukluktan kalanı yad eden, başka bir arkadaşlık biçimi… Gezi Parkı’nda eylemler sırasında karşılaştığımızda, gözleri parlayarak şöyle demişti: Öğrencilerimi burada bulmak kadar güzel ne olabilir! Her zamanki samimiyeti, tatlılığı ve dürüstlüğüyle, sanat-iktidar ilişkisi ve oto-sansür üzerine sorularımı cevapladı…

 

Hocam, sanatın ve sanatta ifade özgürlüğünün, on yıl önceyle kıyasla bugün geldiği noktayı nasıl görüyorsunuz?

İfade özgürlüğümüz on yıl öncesine kıyasla çok kötü durumda. 10 önce üretilen işler bugüne göre çok daha cesur ve risk alan işler idi, bugün çok daha uslu işler üretilmekte. Hem devlet baskısı hem de sanat piyasasının satış merkezli baskısı sanat üretimlerini yönlendiriyor. Ayrıca bilumum şeyden suç yaratıldığı bir dönemde, sanatta ifade özgürlüğünden nasıl bahsedebiliriz ki? Gazeteci ve ressam Zehra Doğan, Nusaybin’de sokağa çıkma yasağı günlerinde askeri operasyonları resmettiği ve sosyal medyada paylaştığı için suçlu bulundu. Bu durum birçok sanatçının da başına gelebilir. Musa Kart karikatür çizdiği için hala cezaevinde. Daha çok sayıda örnek olduğuna göre, sanatta ifade özgürlüğünden şu an bahsetmek imkânsız. Hiçbir zaman tamamen özgür bir üretim içinde olmamışsak da, her geçen gün bir öncekinden daha kötü.

Toplumun sanatçıya ve sanata bakış açısında bir değişiklik veya halihazırda var olan muhafazakarlığın ayyuka çıkması gibi bir deneyiminiz oldu mu? Veya etrafınızda bu konuda mağduriyet yaşayan var mı?

Tophane’deki sanatçılara, galerilere, izleyicilere saldırılar oldu. Bunu defalarca yaşadık, sonuçta Boğazkese Caddesi üzerinde galeri kalmadı, ara sokaklara taşınanlar oldu, sayıları azaldı. Üzerinden epeyce yıl geçmesine rağmen Hafriyat Karaköy’deki, Allah Korkusu sergisi sırasında yaşadığımız baskı ve işler hakkında suç duyurusunda bulunulması Tophane saldırılarının başlangıcıydı. Yine Ateşin Düştüğü Yer sergisinde kamusal alandaki bir çalışma epeyce tehdit almıştı. Kadın cinayetleri ile yaptığımız başka bir kamusal çalışma , bir süre sonra mahalleyi rahatsız etti, kaldırıdı. Liste çok uzar…

Bir çok sanatçı, bir çok insan ülkeden ya çoktan gitti ya da çıkıp gitmeyi düşünüyor. Sizin böyle bir planınız var mı? Veya aklınızdan geçtiği oluyor mu?

Aklımdan geçiyor, ama geçip gidiyor. Bu ülkede istediğim gibi yaşamak istiyorum, bunun mücadelesine devam etmek zorundayım.

Sizce, toplumun bir kesimi ile aramızdaki uçurum derinleşti mi, tamamen kopuyor muyuz?

Derinleşmenin ötesi, yarıldık… Herkesin yanındakine şüphe ile baktığın bir toplum. Bu çok üzücü… Konuşmaya başlıyorsun ve hemen tartışmaya dönüyor. Hoşgörü ya da farklı sesleri duymak diye birşey kalmadı, birlikte yaşamıyoruz, sadece yaşıyoruz.

Türkiye’de çağdaş sanatının önemli isimlerinden biri olarak size bunu özellikle sormak istiyorum. Bugünün hükümetinin pratikleri nedeniyle oto-sansür uyguluyor musunuz? Veya yapıp-ettiklerinizin biraz daha yumuşatılması gerektiğiyle ilgili dışarıdan bir fikir aldığınız, baskı gördüğünüz oldu mu?

Çok zor bir soru, oto-sansürün işlememesi için çaba harcıyorum diyebilirim. Ama en çok ürettiklerimi nasıl sergileyeceğim diye düşünüyorum. Hatta geçmişteki çalışmalarımı tekrar sergilemekte zorlanacak mıyım diye de kaygılanıyorum. Sonuçta bir çok sanatçı benzer kaygıları taşıyordur. İfade özgürlüğü hayatımızın her alanında baskı altında, hatırlayalım 2011’de dönemin İçişleri Bakanı Naim Şahin arka bahçenin otları diyerek akademisyenleri, sanatçıları, LBGTİ+ bireyleri işaret etmişti. O günlerden bugüne neler oldu. Arka bahçenin otlarını temizlemek için ellerinden geleni yapıyorlar. OHAL’den bu yana baskı ortamı daha da çok arttı kuşkusuz. Kurumlar ve galeriler sergi programlarını baştan sansür uygulayarak gerçekleştiriyorlar. Ben bu yıl politik işlerin olduğu çok az sergi gördüm, gördüklerim de metaforik anlatımlarla dolu. Bu korku atmosferinden başka bir şey beklemek zor. Ben de dışardan baskı görüyorum tabii ki, “İşlerini yumuşatır mısın?” gibi olmasa da, “Acaba bu işi sergilemesek” ya da “şundan bahsetmesek” gibi fikirler, hafif de olsa baskılar gelmeye başladı. Ama böyle dönemlerde daha iyi, daha derinlikli işler üretileceğini de düşünüyorum. Sanat baskıya boyun eğmez, direnir, umudum bu.

Peki Türkiye’de, son on yılda icra edilen sanatta, kadının ve maruz kaldığı baskıların üretime ve sanata etkisi hakkında ne söyleyebiliriz?

Bence onlarca olumsuzluğa rağmen, kadın sanatçıların üretimi çok güçlü ve eskisinden daha fazla feminist sanatçı olduğunu, ya da bu kendine feminist demekten çekinmeyen kadın sanatçı var olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla kadın olmayı, üzerimizdeki baskıları, toplumsal cinsiyet konularını daha fazla görebiliyoruz işlerde. Ama yine de çok az, bu ülkede her gün kadınlar erkek şiddetinden yaşamlarını kaybediyor. Bu gerçekle yüzleşmek çok zor.

Sanatın, sizce bir misyonu olmalı mı?

Sanat ve misyon kelimeleri yanyana gelmemeli bence. Sanat, bir misyona hizmet ettiğinde sanat olmuyor diye düşünüyorum. Sanat bir deneyim alanı , içinde özgürce düşünebildiğimiz, bir misyonun çok ötesinde.

Bir mücadele alanı diyebilir miyiz? 

Keşke öyle olmasa, ama kuşkusuz hiç bitmeyen bir mücadele alanı..

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s