Month: May 2017

We are Online! | Manifesto

We are confused. Our minds and bodies are enthusiastic. We hold hands in time and space where the ground is slippery. Because our sense of time/space is relative; we are excited to be together regardless of the differences in our backgrounds and experiences. Naturally, concepts are tangled and jumbled. Identity, commitment, rights, cultures… How do we express them? How do we emphasize our common points in a space where different ideas ought to live despite us? We do exist. We value living together, we flourish on cultural divergence and we embrace the culture of living together. We are not the “cultural mosaic” mentioned in the state rhetoric; our togetherness is organic, it is real. We are people who were forced or chose to leave our native soil, due to intolerance of our wish to live together, due to the psychological and physical oppression of our wish to live together. Or maybe, we are those people who did not, could not leave when given a chance. Or, we are those people who wake up to an …

Der interessanteste Teil der Gerichtsverhandlung Zahir’s abseits des Protokolls

Erster Zeuge:   und jetzt stehe ich hier in einem Bettlerhemd inmitten meiner Zwanziger stehe ich und habe keine Absicht außer den Tag zu retten und meine Aussage zu verschleiern ich stehe vor der Sonne, die den Himmel zerreißt   Zweiter Zeuge:   Warum ist es so passiert Zahir? in den Gedichten schrieben sie, es muss plötzlich geschehen warum ist es so passiert?   Gutachter:   Diese Wut ist der Weg der Verzweifelten man kann nicht ohne leben, man kann nicht sterben er kann nicht verbunden sein mit der Eifersucht des Jugendlichen sie kann nicht vor den Brunnen fliehen Armut, Studentensein, Hochmut nicht sehr professionell, grauer Dilettant die aufgerissenen Augen der Fische, wie sie aus dem Aquarium genommen werden   Zweiter Zeuge:   Gleichwohl, Du hattest große Hoffnung eine riesige Jugend vor Dir Du sahst Ultramarinlichter wo die Blumen zerbersten (explodieren) die Straßen wurden zu eng für Dich deine Hände fingen an zu schwitzen deine Beine füllten sich mit einer Kraft, die nie versiebt Du hattest geliebt, Zahir, Du wurdest geliebt dann hast Du jedes …

Neriman Polat: Sanatta ifade özgürlüğünden bahsetmek imkânsız!

“Sanat baskıya boyun eğmez, direnir, umudum bu.”   Neriman Polat, Türkiye’de çağdaş sanatın önemli isimlerinden. Ulusal ve uluslararası alanlarda sergilenen fotoğraf, video ve enstalasyon üreten Polat’ı, gerek Depo’daki sergileriyle, gerek Hafriyat Grubu üyeliğiyle, gerekse de sanatında işlediği güncel ve hayatın ana damarlarına dokunan konularıyla, ama öncelikle aktivist bir kadın sanatçı olmasıyla tanıyoruz. Ben ise Neriman Hoca’yı ta on iki yaşından, benim resim öğretmenim olduğu zamandan tanıyorum. Hoca dediğime bakmayın, böyle demem çocukluktan kalanı yad eden, başka bir arkadaşlık biçimi… Gezi Parkı’nda eylemler sırasında karşılaştığımızda, gözleri parlayarak şöyle demişti: Öğrencilerimi burada bulmak kadar güzel ne olabilir! Her zamanki samimiyeti, tatlılığı ve dürüstlüğüyle, sanat-iktidar ilişkisi ve oto-sansür üzerine sorularımı cevapladı…   Hocam, sanatın ve sanatta ifade özgürlüğünün, on yıl önceyle kıyasla bugün geldiği noktayı nasıl görüyorsunuz? İfade özgürlüğümüz on yıl öncesine kıyasla çok kötü durumda. 10 önce üretilen işler bugüne göre çok daha cesur ve risk alan işler idi, bugün çok daha uslu işler üretilmekte. Hem devlet baskısı hem de sanat piyasasının satış merkezli baskısı sanat üretimlerini yönlendiriyor. Ayrıca bilumum şeyden suç yaratıldığı bir dönemde, sanatta ifade özgürlüğünden …

Karagüneş Özgür: Müziğimizin bir amacı da insanı kendine yöneltmek ve hayatı, sistemi sorgulamak….

Kara Güneş grubunu sokaklardan, mekanlardan, alternatif bir “güvenli alan”, direniş alanı ya da var oluş biçimi kurmaya çalıştığımız yerlerden tanıyoruz. Ben ise Özgür’ü İtalya’dan kaderdaşım olarak tanıdım. Bir müzisyen olarak Türkiye’deyken hali hazırda bir Kopuntu… Kopuntuluk halini, sınırları geçerken kendisiyle beraber getirmiş. Söz Özgür’de…   Öncelikle senden duyabilir miyiz, seni İtalya’ya getiren neydi?   2012 yılından beri grubumuz Kara Güneş’le Avrupa’ya konserlere geliyorduk. Üç defa tüm İtalya’yı kapsayan onlarca konserden oluşan turnemiz olmuştu… Yani İtalya’ya zaten aşinaydım, ama asıl gelmemi sağlayan 2014’de Barselona’dan İstanbul’a yaptığımız yolculuk oldu. Fransız müzisyen arkadaşım Bartelemy İzoard’la yaptığımız bu yolculukta karşılaştığımız müzisyenlerle video kayıtları yaparak ilerliyorduk. Travelling Street Music Film Project Amacımız aslında daha hazırlıklı çekeceğimiz bir belgesel film projesinin denemesini yapmaktı. İşte bu yolculuk sırasında Bologna’da Marta’yla tanıştım…Piazza Maggiore’de arp çalıyordu. Hatta o ilk karşılaşma anımızın bir videosu var. Sonrası hayal hızıyla gerçekleşti, bir yıl içerisinde evlendik ve kızımız Nora dünyaya geldi. Türkiye’de hissettiğinden daha farklı hissediyorsundur muhtemelen, hepimiz öyle hissediyoruz… Sonuçta aidiyetimizi çok daha yavaş bir süreç ile kurmaya devam ettiğimiz bir yere geldik, belki de savrulduk… Bu …