Röportaj, Sanat
Leave a Comment

Didem Dayı: En nihayetinde insan kendisi ile yaşıyor, aynaya bakabilmek gerek…

Bugün sanatçıların, yazarların, düşünürlerin üretimlerinin daha çok izlendiği, muhalif olana karşı daha sert tavır takınıldığı bir gerçek.

Didem Dayı, lisans eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nde, Yüksek Lisans ve Sanatta Yeterliliğini de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde tamamlamış. 2014’ün şubat ayında doçentlik unvanını almış. Dördü kişisel olmak üzere, ulusal ve uluslararası birçok sergisi yapıldı. Tasarımcı ve sanatçı, kadın ve akademisyen. Olduğu gibi yaşıyor, yaşadığı gibi oluyor..

7 Şubat 2017 KHK’sıyla ihraç edildi. İstanbul’daki Dayanışma Akademisi’nin kuruluşunda yer alıyor. Yaşadıklarını ve kendi sürecini konuştuk…

 

Öncelikle malum soruyla başlayalım. KHK ile başınızdan geçen ve belki de hala geçmeyen bu süreci biraz anlatabilir misiniz… Arkadaşlarımızın, çevremizin tecrübeleri ortaklaştıkça belki de mücadele alanında daha güçleniyoruz, bunu paylaşmak açısından…

Süreç oldukça uzun aslında. Tam bir sene boyunca özellikle başlarda oldukça tehdit altında ve yalnız hissetim. Kocaeli Üniversitesinde gözaltı olduğu gün okula gitmeden arkadaşlarımı aradığımı ve bölüm başkanımı arayarak çağırdığımı hatırlıyorum. İsimlerimizin ifşa edilmesi nedeni ile bazı akademisyenler sıkıntı yaşadığında (isimlerimiz ve fakültelerimiz kampüse afiş yapılarak asılmıştı) öğrencilerin başımda nöbet tutmaya niyetlendiklerini hatırlıyorum. Güzel Sanatlar Fakültesinde olduğum için diğer arkadaşlardan daha az sıkıntı yaşadım ama fakültede tek imzacı olduğum için ise oldukça yalnız hissettim. Uzun süren bir bekleyiş hali. En azından o bitti diye düşünüyoruz.

İhraç sürecinin en ilginç yanı benim için ilişiğimi kestiğim 10 Şubat tarihi idi. Okulda abartılı bir güvenlik önlemi vardı. Bütün bu organizasyonun benim için yapıldığına inanamadım açıkçası. Şimdi düşündüğümde komik geliyor. Benden mi korkmuşlar? diye düşünmeden edemiyorum ya da neden korkmuşlardı?

2014 yılında doçent olmama rağmen verilmeyen kadrom nedeni ile zaten bir çok hakkım ihlal edilmişti kurum tarafından. Araştırma görevlisi olarak ihraç edildim. 7 Şubattan sonra ve önceki süreçte Eğitim Sen’in avukatı tarafından bilgilendirildik ve hemen hukuki süreci takip etmeye çalıştık. Fakat şu anda vatandaş olarak görülmediğimiz için bu çabaların ne kadar sonuç vereceği tartışılır. Hukuki başvurular çıkmazda denilebilir. Bu süreçte eşimin pasaportu (bordo olmasına rağmen) iptal edildi bir kaç hafta sonra geri alabildik ve ben geçen gün kredi kartımın da iptal edildiğini öğrendim. Dilekçelerimiz alınmıyor veya dilekçelerimize cevap verilmiyor. Seyahat özgürlüğümüz yok. Fakat bir yandan da harika akademisyenlerle yan yana duruyor olmak insanı mutlu ediyor. Bir sürü yeni arkadaş ve yeni ihtimaller. Bir yandan da Dayanışma Akademisi gibi yeni bir oluşumun içinde bulunmak bir şans. Hayat devam ediyor, mutsuz değilim. Bekleme süreci daha sancılı idi.

Mücadeleye devam edecek misiniz?

Bu bir mücadele mi bilmiyorum, daha çok bir varoluş biçimi bence. Eğer “ben” olma mücadelesi ise, elbette. Sonuçta fikirlerimi karşıt fikirlere sahip olan insanlarla tartışmak isterim. Bu üniversiteye geri dönüş mücadelesi ise elbette hepimiz süreci sonuna kadar takip edeceğiz. Olduğumuz gibiyiz, değişmesi için bir neden göremiyorum…

İstanbul’da alternatif bir dayanışma akademisi kurulduğunu konuşmuştuk daha önce…

Evet aslında geç bile kalındığını düşünüyoruz. Bir kaç oluşum olmasına rağmen 7 Şubat ihracı ile birlikte İstanbul’da azımsanmayacak sayıda akademisyen dışarıda kaldı. Diğer şehirlerdeki Dayanışma Akademileri son derece düzenli ve programlı bir şekilde ders vermeye devam ediyor. Ekim 2017 tarihine kadar hazırlıkların tamamlanması öngörülüyor. Belki ortaya yepyeni bir akademi modeli çıkacak. Bürokratik işleyişin ağır hantallığının dışında, belki daha üretken, daha adil, daha disiplinlerarası bir model…

didem dayı

Bir akademisyen ve tasarımcı olarak, sanatın ve sanat üzerinden ifade özgürlüğünün, on yıl önceyle kıyasla bugün geldiği noktayı nasıl görüyorsunuz?

Hakim ortam kuşkusuz herkesi etkiliyor. Ama bir çok insan aslında kendisi gibi bence. O özgürlüğü teslim etmeyen teslim etmiyor yine. Belki fazlaca başı ağrıyor ama bildiğim bazı insanlar için soğukkanlılıkla oturup hesaplanacak karar verilecek bir şey değil bu. Bu onların varoluş biçimi, başka türlü olamadıkları şey… Tabii ki her alanda olduğu gibi özgürlüklerin kısıtlandığı da aşikar. Bugün sanatçıların, yazarların, düşünürlerin üretimlerinin daha çok izlendiği, muhalif olana karşı daha sert tavır takınıldığı bir gerçek.

 

Bugünün hükümetinin pratikleri nedeniyle oto-sansür uyguluyor musunuz, özellikle bu süreçten sonra? Veya yapıp-ettiklerinizin biraz daha yumuşatılması gerektiğiyle ilgili dışarıdan bir fikir, baskı aldığınız oldu mu?

Çok “sert” bir şey yaptığıma inanmadığım için hayatıma olduğunca devam etmeye çalışıyorum. Okulda olduğum süre içinde bazen tedirginlikler yaşadım (özellikle Zeynep Sayın’ın başına gelenlerden sonra) ama davranışlarıma etki ettiğini düşünmüyorum. En nihayetinde insan kendisi ile yaşıyor, aynaya bakabilmek gerek…

 

Hem bir kadın, hem akademisyen hem de sanatçısınız. Türkiye’de, akademide ve son on yılda icra edilen sanatta, kadının ve maruz kaldığı baskılar hakkında ne söyleyebiliriz?

Bu bizim coğrafyanın alışkanlığı gibi. Her zaman bir güç ilişkisi, her zaman adaletsiz bir dağılım, her zaman karşı koymanız gereken şeyler var. Kökleşmiş bir toplumsal teamül var, onu kırmak sürekli ve toplu bir çaba gerektiriyor. Akademik baskı (adeletsizlik, adamcılık, mobbing v.s), sanat alanındaki sansür/ otosansür ve Türkiye’de kadın olmayı üst üste koyunca, hele 17 yaşından beri çalışan birisi olarak bir de işsiz olmak eklenince üzerine, çok fazla cephe açmış gibiyiz. Yine de kendinize benzer insanlarla bir arada olunca, dayanışınca mücadele etmek biraz daha kolaylaşıyor.

 

Sanatın, sizce bir misyonu olmalı mı?

Soru açmak, görünmez hale geleni gösterebilmek.

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s